MakalelerTürkistan

Stalin Döneminde Kazak Münevverlerinin Tasfiyesi

K

resim

azak münevverlerin hepsi Stalin döneminde “halk düşmanı”, “devrim karşıtı burjuva milliyetçiler”, “sosyal açıdan zararlı unsurlar”, “bölücüler”, “Almanya ajanı”, “Japonya ajanı” veya “vatan hainleri” olarak suçlanıp, repressiyaya uğramışlardır. Suçlananlara yönelik olarak hangi cezaların verileceği konusuna gelince, troyka denilen üç kişilik özel kurullardan bahsetmek gerekmektedir.
Bu troykalar her cumhuriyette, il ve ilçelerde bulunmakta olup, iç işleri ile Komünist Parti yetkililerinden oluşur ve savcı, avukat veya hukuk eğitimi almış olan her hangi biri bu kurullarda bulunmazdı. Tutuklanıp düzmece bir “iftiranâme” imzalamaya zorlanan, karşı geldikçe çeşitli işkencelere maruz bırakılan kişilerin durumları bu troykalar tarafından görüşülürdü.

En karmaşık durumlarda bili beş-on dakikayı geçmeyen bir prosüdür sonucunda idam edilmelerine veya kampa gönderilmelerine karar verilirdi. Bu şekilde keyfi ve gayrimeşru bir uygulama sonucunda sekiz-on yıl kamp cezası alanlar dahi süreleri dolduğunda başka kamplara nakledilir ve geri gönderilmezlerdi.

 25 Ağustos 1930 tarihinde Stalin bir toplantı sırasında bu tutukluların bedava insan gücü açısından gerekli olduklarını belirtip, bir şekilde kamplarda tutularak çalışmaya devam ettirilmelerine işaret etmiş, ve bu durumu “ gönüllü-zorunlu alıkoyma” olarak adlandırmıştır.  

Kazak münevverlerin, Orta Asya’daki diğer Türk münevverleri gibi daha çok Rusya Federasyonu Ceza Kanunu’nun 58. maddesine göre yargılanmışlardır. Bu madde genel olarak “devrim karşıtı”suçları ihtiva etmekteydi. Kazak münevverlerinden Ahmet Baytursınulı, Magjan Cumabayev, Mirjakıp Dulatulı ve Cüsipbek Aymavtov da 58. maddenin kurbanlarıydı. Bu maddeye göre yapılan suçlamalar, diğer maddelere göre daha ağır cezalar taşıyordu. Mesela, bu maddeyle yargılananlar, mektup yazma gibi basit haklardan bile mahrum bırakılırdı. Dolayısıyla, bu şekilde mahkûm olanların aileleri ve arkalarında kalanlar onların nerede ve nasıl bir durumda oldukları hakkında en ufak bir haber alamazlardı. 

Kazak münevverlerinin hanımları, çocukları ve yakın akrabaları da Stalin’in tasfiye sürecinden nasiplerini almışlardır. Buna misal olarak, yüzlerce kamp ağından biri olan “Aljir” (Vatan Hainleri Hanımları Akmola Kampı) gösterilebilir. 

Aljir, Akmola şehrinden 40-45 km uzaklıkta 26 ayrı şubeden oluşan hususi bir toplama kampıydı. Burada Sovyetler Birliği’nin her bir köşesinden çeşitli suçlamalarla tutuklanmış olan insanların hanımları bulunmaktaydı. 

Kazak halkından Turar Rıskulov, Saken Seyfullah, Beyimbet Maylin, Temirbek Jürgenov, Uzakbay Kulımbetov, Sultanbek Kojanov, Janaydar Sadıbakasov gibi büyük devlet, bilim, edebiyat ve sanat adamlarının hanımları da buradaydı. Bunlardan, ilk olarak, kocalarının“vatan hainliğini” kabul ettiklerine ve onları ömür boyu reddettiklerine dair bir kağıt imzalamaları istenmekteydi. 

Muhtar Şahanov’un sözleriyle o dönem, “NKDV can alıcılarının cinayetlerinin sınırsızlığa ulaştığı, çocukların anne babalarından ayrılıp uçsuz bucaksız ülkenin enginliklerine dağıtılarak kimsesizler evlerine serpiştirildikleri, bütün bir sülalenin kökünün kazındığı bir zamandı.”

Ancak, Saken Seyfullin ve İlyas Cansügirov gibi münevverlerin hanımları bu şartlar altında bile, onların el yazmalarını yere veya yastık içine saklamak suretiyle bugünlere kadar ulaştırmayı başarmışlardır.

Stalin’in baskı ve tasfiye furyası sırasında Kazakistan ve Kazak münevverleri, en fazla zarar görenlerdendir. Bu dönemde, Kazak nüfusunun aniden azaldığı görülmektedir. Elde edilen sayılar kesin olmasa da, 1926-1937 yılları arasında Ukrayna’da nüfus azalması %1,9 iken, Kazakistan’da % 16 olmuştur. Diğer bir görüşe göre ise, 1930-1933 arasında Kazakistan’da Kazakların tahminen 1.750.000’i, bir başka deyişle %0 42’si ölmüştür.

Entelektüellerin tasfiye edilmesinin sonuçlarına bakıldığında, toplumun irşat edilmesinde ve gelişmesinde önemli rolleri olan ve daha da rol oynayabilecek kapasitede olan bu kişiler ortadan kaldırılmıştır. Bu dönemde, Kazakistan’daki fikir ve kültür hayatı büyük ölçüde darbe yemiştir. Stalin, yazan, düşünen ve halkı etkileyebilen bu kişilerin bir gün tehlike oluşturabileceklerini düşünerek böyle bir yola müracaat etmiştir. Toplumun hafızası olan münevverlerini kaybetmekle Kazak toplumu, köklerinden koparılmış ve Sovyetler Birliği’nin yeni insan yapma projesine uygun bir hâle de getirilmiş oluyordu.

Kaynak: Stalin ve Türk Dünyası- Kanüs Yayınları

Doç. Dr. Gülhanat Ercilasun

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28