Balkanlar - RumeliMakaleler

Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın Esareti

P

resim

levne Müdafaası Osmanlı tarihi içinde müstesna bir yere sahiptir. Avrupa’da Ruslar tarafından on gün içinde ele geçirileceği ilan edilen Plevne şehri, büyük Türk komutanı Osman Paşa’nın dâhiyane askerî başarıları, Türk asker ve subaylarının üstün gayretleri ile yüz kırk beş gün süresince Ruslara direnmişti. Plevne Müdafaası; savaşın sadece kuvvet ve silah sahibi olmaktan ibaret olmadığını, stratejik kararlar alabilme kabiliyetinin savaşın seyrini nasıl etkileyebileceğini de göstermektedir.
 
Aşağıda Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa’nın bu savaş neticesinde esir oluşunu, Mahmud Talat Bey’in hatıralarından okuyacaksınız: 
                                    
Grandük’ün tercümanı Makev gelip Gazi Osman Paşa’yı alarak araba ile Boğut ordugâhına götürürken, Plevne’den bir saat kadar ilerlendiğinde, bir Çerkez-Kazak süvarisi yetişip İmparator’un Plevne’ye gelip beklediğini ve dönülmesi gerektiğini bildirmişti. Bunun üzerine dönülüp İmparator’un bulunduğu eve inildi. Gazi Osman Paşa kılıcını faytonda bıraktı. 
Gazi Osman Paşa’nın bir tarafına Hasib Bey ve diğer tarafına maiyeti ağası Yunus Ağa girip ev kapısına vardığı zaman yüz elli kadar subay “Bravo Osman” diyerek bağırmışlardı. Merdivenden çıkıldığı vakit İmparator bazı generallerle odada ayakta bulunuyordu. İmparator’un yanına girildiği zaman İmparator tercümana dönerek Gazi Paşa’ya hitaben Rusça olarak şunları söyledi. 
Tercüman: Hürmete değer efendimiz sual ediyorlar; Nereye gidiyordunuz ve bilmiyordunuz mu ki Rus askeriyle kuşatılmıştınız? 
İlk söz olarak bu soruya ve nezakete dikkatinizi çekerim! 
Gazi: Biliyordum. Fakat tutabildiğim bölgeye gitmek üzere askerinizi yarıp çıkacaktım. 

İmparator: Niçin silah bırakmadınız?
Gazi: Devletim bana düşmanı gördüğümde “silahı bırak!” demedi. Dövüşmek için gönderdi. Bazı zamanlarda düşman çok olduğu halde yine de kazanılabiliyor. Nitekim bizim sizinle olan savaşlarımız gibi!
İmparator: Bravo, senin gibi bir kumandanın kılıcı alınmaz. Burada ve Rusya’da kılıcını taşı ve Rusya’da bir Rus mareşali gibi kabul olunacaksınız! 
Gazi Paşa selamlayarak geri döndü. Avluya inildiği vakit gerek Rus ve gerek Romen subayları “Bravo” diyerek, hepsinin ellerinde birer demet cimşir ve manende bulunduğu halde, Gazi Paşa’ya sundular. 
Müşir Paşa yanında bulunan Hasib Bey’e bu demetlerin alınmasını ve bunlara nezaket gösterilmesini emrettiler. Emirleri hemen yerine getirildi. Bunun ardından Boğut’a gidildi. Orada bir ferîk çadırı, bir de yatak verildi. Akşam sabah hademeler vasıtasıyla yemek gelir ve her akşam yemeğe giderken Grandük uğrayarak Osman Paşa’yı ziyaret ederdi. 
Gazi Paşa, kır tayının hayvan meraklısı Grandük’e hediye edilmesini Hasip Bey’e emretti. Bunun üzerine tay kendisine verildi. Grandük, bunun için özel teşekkürünü Miralây Yâver’i vasıtasıyla yaptığı gibi ertesi sabah da bizzat teşekküre geldi. Gazi Osman Paşa’nın yarası için İmparatoriçe’nin cerrahbaşısı getirildi. Yarasını görmek ve kendilerini tedavi etmek arzusunda bulundular ise de Hasip Bey tedavi hususunda razı olmadı. Bunun üzerine Ruslar bir kerede Gazi Paşa’nın oyuna mürâcaat ettilerse de Gazi Paşa’da Hasip Bey’i göstererek teklifi kabul etmedi. 
Ruslar, bu kabul etmemeyi fırsat bilerek tıbbî malzeme için bundan sonra Osman Paşa’ya zahmet verdiler. Hatta keten tohumu istenildiği halde öyle şey bilmediklerini ve kendilerinde bulunmadığını bildirdiler. Osman Paşa’nın yarası ekmek içiyle tedavi olunmuştur. Sonradan yeri değiştirilerek Grandük’ün yaveri Piskov refakatlerinde Bogut’tan hareket edildi.
Bogut’ta Gazi Osman Paşa ile Grandük ve Tudlin arasında savaşa dair aşağıdaki konuşma gerçekleşti.
Grandük: Pelişad taarruzunu niye yaptınız?
Gazi: Bir keşif için başka çaremiz yoktu?  
Grandük: Lofça tarafına bu kadar tabya niçin yaptınız? 
Gazi: Dikkatinizi oraya çekmek için. Çünkü Griviçe tarafı pek sıkıştırılıyordu.
Grandük: Küçük Dibnik’ten askerinizi niçin çektiniz? 
Gazi: Bu kıta ufak olduğundan bilinir ki kolay yutulurdu. 
Grandük: Teslim için yazılan mektuba niçin öyle cevap verdiniz? 
Gazi: Hasip Beye hitaben: “Benim yerimde Grandük cenâhları bulunsaydılar, ne şekilde yazardılar?” 
Grandük: Haklıdırlar. Ben de olsam öyle yazardım! 
Grandük: Hasip Beye hitaben: “Söyle Paşa’ya Ben Rusya’nın başkumandanı olduğum halde Paşa’nın hareketinden ve istihkâmatından büyük istifâde ettim. Yani ibret dersi aldım.” 
Hasib Bey: Abarttınız. 
Grandük: Namus hakkı için! 
Grandük: Hangi tarafın topları size zarar vermekteydi. 
Gazi: Hiçbir tarafın. 
Grandük: Şaşkınlık, hayret tavrı gösterdi! 
Ayrıca General Tudlin ile; 
Tudlin: Çok sıkıntı çektiniz, yoruldunuz. 
Gazi: Hayır sıkıntı çekmedik ve yorulmadık. 
Tudlin: Sivastopol’da Malakof Tabyası’nda benim de başıma geldi. O vakit kaymakamdım. Böyle kuşatmalar, bir komutan için zorluk ve sıkıntı verir. 
Gazi: Hayır, hakikaten zahmet görmedim.

Mahmud Talat Bey

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 242