MakalelerMedeniyetimiz

Osmanlı’nın İmâm-ı Rabbâni Hazretleri ve Evladlarına Bakışı

İ

lk defa ortya konan arşiv vesikalarına göre Osmanlı devleti, bugüne kadar aralarında resmi bir alaka bulunmadığı zannedilen İmam-ı Rabbani ve onu temsil eden ailenin ve meşrebin misyonunu iyi kavramış görünüyor.

İlk Vesikalar

İmâm-ı Rabbânî -Nakşibendi geleneği ile ilgili olsun olmasın-bütün meşreplerce hürmet ve muhabbetle anılan bir İslâm büyüğü ve mutasavvıfıdır. Onun eserleri özellikle “Mektubat-ı Şerif “ Türkiye’de birçok Müslüman tarafından baştacı edilmektedir. Ancak şu ana kadar Osmanlı yönetimi ile İmâm-ı Rabbânî ailesi arasındaki ilişkiler yeterince incelenmedi. Bizim burada üzerinde duracağımız ve Osmanlı yönetiminin, İmâmı Rabbânî ve evlatlarına bakışını ortaya koyan arşiv vesikaları ilk defa gün yüzüne çıkıyorlar.

İlk belgemiz Sultan Abdülmecid dönemine ait olup, 4 Eylül 1860 tarihlidir. Hicaz’a Harem-i Şerif Müdüriyeti’ne yazılan bu uzunca yazıda özetle şöyle deniliyor:

“İmâm-ı Rabbânî kuddise sırrıhü’s samedani hazretlerinin temiz soyundan ve Abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin büyük halifelerinden olup doksan kadar müridi ve ailesiyle Medine-i Münevvere’ye hicret etmiş bulunan Şeyh Masum Efendi hazretlerinin ailesi ve dervişlerinin nafaka ve ihtiyaçları için gerekli yiyeceğin tahsisi, Harem-i Şerifi Hz. Nebevi Evkafı’ndan ihtiyacı karşılayabilecek hususi bir hanenin verilmesi, Maliye Nezareti’nden de aylık 2500 kuruş maaş tahsisi Meclisi Vâlâ ve Hass-ı Vükelâca kararlaştırılmıştır.”

Ancak, Hazret-i Nebevî Evkafı Ruznameci Maiyeti evveli Ahmed Efendi, İstanbul’a gelerek bu kadar kalabalık nüfuzunu bu evleri verince vakfın kira bedelinden mahrum kalacağını, buranın kiralarının iyi gelir getirdiğini belirterek, Şeyh Masum ve mensuplarına kiralık yeni evler bulunmasını ya da bu evlerin kirasının ödenmesini talep etmişti.

25 Eylül 1860’ta Mekke-i Mükereme’ye yazılan ikinci bir yazıda, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunları Muhammed Masum hazretlerine Harem-i Şerif Evkafı’ndan bir adet hanenin “Meşihata mahsus” olarak verilmesi istenmiş, ayrıca Haremi Şerif müdürüne ayrıntılı bir cevap gönderildiği belirtilmişti.

Duası makbul

Muhammed Masum 1861 başlarında hem Padişaha teşekkür etmek ve hem de irşad faaliyetlerinde bulunmak üzere İstanbul’u ziyaret eder. 22 Nisan 1861 tarihli bir başka belgede, Şeyh’in İstanbul ziyareti şu şekilde anlatılmaktadır:

“Tarikatı Aliyye-i Nakşibendiye meşayihinden olup Mekke-i Mükerreme eşrafı âlisinde postnişin bulunan İmâm-ı Rabbânî hazretleri sülalesinden Şeyh Muhammed Efendi maslahaten (vazifesini yapmak üzere) İstanbul’a gelmiş, sonra yeniden Mekke-i Mükerreme’ye gitmişti. Kendisi duasıyla makbul ve duası bereketli zevattan olması hasebiyle Muhammed Masum Efendi hazretlerinin Tarafı Asitanileri (Sultan Abdülmecid Han) lehine dua etmesi, bu arada lazım gelen hususi ihtiyaçlarının da karşılanması istenmişti. “

 Sadaretin bu isteği Padişahça da uygun bulunmuş, ayrıca Mekke-i Mükerreme emiri, Cidde valisi ve Mekke-i Mükerreme Evkaf müdürü; Seyyid Muhammed Masum Efendi’nin evine dokunulmaması, kendisine yardımcı olunması ve ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda uyarılmıştı.

Kasım 1861 de Muhammed Masum, Medine-i Münevvere’de darı bekaya irtihal edince doksan müridi ve ailesi için oğlu bir defa daha İstanbul’a başvurmak zorunda kalmıştı. Çünkü, hem kendilerine tahsis edilen aylık 2500 kuruşu zaman zaman tam almamışlar, hem de bu paranın 500 kuruşunu şeyhi, Abdullah-ı Dehlevi’nin sülalesinden Abdulkerim’e tahsis edilmişti. Osmanlı yönetimi hem paranın gönderilmesiyle ilgili sıkıntının giderilmesine, hem de ailenin tahsilatına 500 kuruş ekleyerek tahsisatını yeniden 2500 kuruşa çıkarılmasına karar vermişti.

Kaynak: Tarih Düşünce

Ahmet Uçar

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 17