MakalelerMedeniyetimiz

Osmanlı Sultanlarının Hanımları da Çok Hayırseverdi

O

resim

smanlı Padişahları gibi hanımları da çok hayırseverdi. Pekçok hayır eserleri bırakmışlardır. Yaptırdıkları cami ve hastane gibi vakıf binalar bugün dahi hizmete devam etmektedir. Aşağıda Bezm-i âlem Valide Sultan’ın yaptırdığı, Bezm-i Âlem Vakıf Gureba Hastanesi ile ilgili bir makaleyi sunuyoruz.
Osmanlı devrinde padişahlar başta olmak üzere saray halkı, devlet erkânı, ulema ve zenginler, her fırsatta hayır eserleri yaptırıp yardımlarda bulunmaya gayret ederler, bu konuda adeta birbiriyle yarışırlardı. Bu sebepledir ki Osmanlı topraklarında kurulmuş çok sayıda vakıf eseri bulunmaktadır.

Bezm-i Âlem Valide Sultan (1807-1853) da bu hizmet yolunda ismi ilk anılanlardan olmaya layık bir hayırseverdir. Kendisi, otuzuncu Osmanlı Padişahı ikinci Mahmud Han’ın hanımı, otuz birinci Padişah Sultan Abdülmecid Han’ın ise annesidir. Devletin kendisine tahsis ettiği maaş ve gelirlerin hepsini hayır işlerinde kullanmış, fakir ve muhtaçlara yardımlarının yanında, 1840-1850 yılları arasında, büyük gelirleri olan 14 ayrı vakıf kurmuştur. “Bezmiâlem Gurebâ-yı Müslimîn Hastahânesi” işte bu vakıflardan sadece birisidir. 

Osmanlı Devleti, eski devirlerden beri devam ede gelen sağlık hizmetine daha yeni ve modernleri eklemeye devam etti. Nitekim İstanbul’a kolera ve çiçek gibi hastalıkların artması, hastalar mahsus ve asrın ihtiyacına uygun bir müessese kurulmasının zaruretini ortaya koymuştur. İşte Bezm-i Âlem Valide Sultan bu ihtiyacı görerek durumu oğlu Sultan Abdülmecid Han’a anlatmış ve padişah da validesinin fikrini uygun bularak hastanenin onun tarafından ve onun adına inşasını talep etmiştir. 

Böylece inşasına başlanan “hastahâne”, bugünkü Çapa ile Fındıkzade semtleri arasında Yenibahçe denilen mevkide bulunan geniş bir arsa üzerinde bina edilmiş, düzenlenen bir vakıfname ile de “Bezmiâlem Gurebâ-yı Müslimîn Hastahânesi” adı altında garip, fakir ve kimsesiz Müslümanlara tahsis edilerek cami ve çeşmesiyle birlikte hizmete açılmıştır (4 Nisan 1845). Osmanlı Devleti’nde “hastahâne” ismi ilk defa bu müessese için kullanılmıştır.

Bezm-i Âlem sultan, hastanenin kurulmasından sekiz yıl sonra, 1851’de vefat etmiştir. İstanbul’da, Sultan İkinci Mahmud Han’ın türbesinde medfundur. 

Her Türlü Muayene ve Tedavi Ücretsiz Yapılırdı

Bezm-i Âlem Valide Sultan, hastaneyi kurarken vakfiyesine ücretsiz olarak muayene ve tedavi hizmeti verilmesini şart koşmuştu. Vakfiyede, hastanenin idarî ve diğer konularıyla alakalı olan talimatlar tafsilatlı bir şekilde anlatılmış olup şu ifadeler dikkat çekicidir:

“Allah’ın rızasına dayanarak hayır maksadıyla sağladığım vakıflarım ve bu sefer bu vakfiye ekinde yazılı bulunanlar, ahiret gününe kadar şartlarıyla icra oluna. Bu şartların Sultan Abdülmecid Han devrinde haleldar olması mümkün değilse de herhangi bir devirde, zikredilen vakıflarımın şartları değiştirilip ve tahif edilirse, buna sebep olanlar ki; (ölünün vasiyetini) işittikten sonra onu değiştirirse vebali onu değiştirenlerin üzerinedir. Şüphesiz ki, Allah hakkıyla işitici ve bilicidir, dünya ve ahirette cezaya müstahak olsunlar.”

Hastane personel maaşlı olarak çalışıyordu. 24 saat hizmet veren hastanede, evli olan hekimler haftada üç gün evlerine gidebiliyorlardı. İlk kurulduğunda, hastanede 12 koğuş ve 210 yatak vardı. 1894 senesinde depremden hasar gören bina, bir sene süren bir tamirata girdi. Bu süre içinde hastalar, geçici olarak Okmeydanı’na taşındı. 1914’te alınan karar ile hastane Haseki ve Cerrahpaşa hastaneleri ile birlikte Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de (Haydarpaşa Tıp Fakültesi) okuyan talebelerin istifadesi için fakülteye tahsis edildi. 1965 senesinde ise Sağlık Bakanlığı’ndan tamamen ayrılan bina Vakıflar İdaresi’ne geçmiştir. 
  
Bezm-i Alem Gureba Hastanesi ve Câmii

Gureba Hastanesi ile beraber hizmete başlayan câminin en önemli mimarî özelliklerinden birisi, yanındaki hastane içinden merdivenli ayrı bir yoldan çıkılıp geçilen ve bir pencere arkasında hastaların da cemaate katılmalarına imkân veren 20 metrekarelik bir mahfili olmasıdır.
Bezmialem Vakıf Gureba Hastanesi Vakfiyesinden Bir Madde:

“Şayet bir hastanın sıhhate kavuşması için bir soğan lazım ise; bu soğanın bedeli bir altın bile olsa, mutlaka alınacaktır.”

Selman Kılınç

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28