KültürümüzMakaleler

Osmanlı Savaşta da Barışta da Asîl İdi

O

resim

smanlı Devleti’nin son dostlarından Hindistanlı Müşir Hüseyin Kıdwai, Balkan ve Çanakkale savaşlarında Osmanlı askerinin asalet ve metanetini şöyle dile getiriyor:
Osmanlıların bu savaştaki tutum ve davranışlarının Almanlara oranla olağanüstü iyi ve centilmen olduğunu en korkunç düşmanları bile inkâr edemez. Hatta Türkiye’nin en acımasız düşmanlara karşı savaşa mecbur olduğu Balkan Savaşlarında bile, savaşın cereyan tarzına şahit olan bütün Avrupalılar, Müslüman askerlerin tutum ve davranışlarını öve öve bitiremiyorlardı. 

Local Anzeiger‘in özel muhabiri Baron Tiska şöyle diyordu: 

“Osmanlı askerlerinin davranışları benzersiz ve örnek olmağa layıktı”. 
Temps gazetesinde ise Jean Roude şunlar yazıyordu: “Dünyada hiçbir ordu bu derece korkunç şartlar altında, bu kadar sakin ve bu kadar yumuşak huylu olamaz, intikam hırsından bu ölçüde kendini koruyamazdı. Kısacası, Osmanlı askerleri kıymetli insanlardır”. 
Cihan Harbi’nde Osmanlıların düşmanları, Balkan milletlerine kıyasla daha iyi bir durumda idi. Britanya askerleri Osmanlıların centilmenler gibi savaştıkları konusunda birleşiyorlar. 
İngiltere’de Çanakkale’ye ait bütün gerçekleri bilen tek kişi olarak kabul edilen Amiral Will Fortesquie, “Çanakkale’den Ne Haber?” (19 Ekim 1915) adlı eserinde şunları söylüyor: 

“Osmanlılar hafife alınacak bir millet değildir. Onlar medeniyet yolunda diğer milletler gibi ilerlememişlerdir. Fakat onların kendilerine göre ideal ve ölçüleri vardır. Seyahat etmek bende, gördüğüm ülkelerin ahlâkî kıymetini takdir etmek özelliğini geliştirmiştir. Osmanlıların ahlâki kıymeti, medeniyet yolunda daha ileri birçok milletin ahlaki değerlerinin altında değildir. Eğer Osmanlıların ahlaki değerlerine dair bir belge aranırsa bunu, Gelibolu’da burun buruna çarpışan insanların birbirlerine gösterdikleri karşılıklı hürmette bulabiliriz. Bu savaş, kin ve düşmanlıktan uzak bir mücadele idi. Asker adına, hakkını alan hiçbir fert yoktur ki, seçkin özelliklerini tasdik etmeksizin şerefli bir düşmanla karşı karşıya gelsin. Çanakkale’de durum tamamen böyle olmuştur. Hatta İngiltere’de bile, Osmanlılara karşı aşırı bir düşmanlık göremedim”. 
Bizzat savaşa giren yüzlerce insan, Britanya askerlerine karşı harp eden Osmanlıların edepli davranışlarına şahitlik ederek kötü niyetli insanlar tarafından uydurulan zulüm masallarını yalanlamışlardır. 
14 Aralık 1915 tarihli Daily Telegraph‘ta aşağıdaki makale yayınlanmıştır: 

“Osmanlılar Nasıl Dövüştüler? Centilmenler Gibi”
                                                                 New York/Pazartesi 
Bugün bütün basın Selanik’teki Yakındoğu özel muhabiri olan William G. Shepherd tarafından yazılan şu makaleyi yayınlamaktadır: 
“Osmanlılar centilmenler gibi savaşırlar. Çanakkale ve Gelibolu muharebelerine katılan her İngiliz subayı ve askerinin, Osmanlılar hakkındaki şehadetleri bu doğrultudadır. Selanik’teki İngiliz ordugâhı, değişik zamanlarda Osmanlılarla savaşmış birçok askerlerden meydana gelmektedir. Bunların birçoğuyla görüştüm. Bugün öğleden sonra bir İrlanda alayı çadırında otururken, İrlandalı subayların Osmanlıları övdüğünü duydum. 
İrlandalı bir yüzbaşı: ‘Osmanlılar dehşetli muharip, fakat hep centilmenler. Almanlar gerek ölüleri gömmek ve gerekse yaralıları toplamak için mütarekeye kesinlikle razı olmuyorlar. Fakat Osmanlılar mütareke teklifimizi hiçbir zaman reddetmediler. Osmanlılarla savaş daima çetin, fakat şerefli ve medeni bir muharebe demektir.’ demişti. 
Diğer bir subay söze başladı: “Bir gün bataryalarımızdan birini bilmeyerek bir hastanenin oldukça yakınına yerleştirmiştik. Bu durum, verilen emirdeki bir hatadan ileri gelmişti. Osmanlılar bunun farkına bizden önce vararak heliographela bize: -‘Bataryanızı oradan kaldırmazsanız hastanenizin yakınlarına ateş etmek zorunda kalacağız’, sinyalini verdiler.” 
Bu subay devamla: “Gerçekten büyük bir hata yapıldığını gördük, bataryamızı kaldıracağımızı karşı bir işaretle bildirdik ve kaldırdık”. 
Üçüncü bir subay da: 
‘‘Bir defasında da bir sıhhiye subayı bacağından bir Osmanlı kurşunuyla vuruldu. Subay, Osmanlı ve İngiliz siperleri arasında yere düştü. Osmanlılar derhal ateşi keserek bu subayı oradan kaldırmamıza izin verdiler. Verdikleri bir héliographe sinyaliyle de askerlerden birinin, sıhhiye subayını herhangi bir subaya benzetmesi yüzünden meydana gelen bu kazadan dolayı özür dilediler.” 
Bir gün bir Osmanlı bombası bir hastane otomobiline isabet etti. Hemen ardından verdikleri bir sinyalle, bunun bir yanlışlık sonucu olup bundan büyük ölçüde üzüntü duyduklarını bildirdiler.

Kaynak: Osmanlı’nın Son Dostları-Ahmet Zeki İzgöer

Müşir Hüseyin Kıdwai

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 18