MakalelerTürkistan

Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki Münasebetler.

O

resimsmanlı devleti ile Türkistan Hanlıkları arasındaki münasebetler izah edilirken, hâdiselerin gerekli tenkid ve mütealâları yapılmıştır. Bu sebeple, araştırmanın sonunda sadece şu hakikatler kısaca yeniden belirtilmiştir:

Önce, Şiî İran’ın sebep olduğu huzursuzluğa karşı duyulan husûmetten ötürü başlayan Osmanlı devleti ile Türkistan ülkeleri arasındaki münasebetler, bilâhıre zu’hur eden Rus tehlikesi karşısında veche değiştirerek devam etmiştir. İran’ın aksine Rusya, devamlı olarak güneye yayılma siyaseti takip edince, bu durum, Osmanlı devleti ile Türkistan’daki Müslüman hanlıkları varlığını tehdid eder bir mahiyet kazandırmıştır. 

Bu tehdid, Osmanlı devletine yöneldiği zamanlar İstanbul, Türkistan Hanlıklarını, Rus tehdidi Türkistan cephesine yöneldiğinde ise Hanlıklar, Osmanlı devletini yardıma çağırmışlardır. Fakat, taraflar arasındaki mesafenin uzaklığı ve Rus baskısı buna imkan vermemiştir. Bu yardımın gerçekleşmemesinde, Türkistan Hanlıklarının birbirleriyle mücadeleyi sürdürmeleri de rol oynamıştır. 

Zira, birlik ve beraberlik için yaptığı bütün ikazlara ve tavsiyelere rağmen Osmanlı devletinin, Hanlıkların birbirleriyle uğraşmaya devam ettiklerini görünce onlara olan güveni sarsılmıştır. Bu ise, Hanlıklara yardım yollarını tamamiyle tıkamış ve Ruslara karşı mücadelelerinde onların hiçbir yerden diş destek görmemelerine sebep olmuştur. 

Türkistan Hanlıklarının, Rus istilasına karşı kendilerini iyi müdafaa edememelerinin pek çok sebepleri arasında en mühimlerinden biri muhakkak ki Türkistan Türklerinin merkezi bir idareyi hakim kılan tek bir devlet yerine, parçalanmış üç dört küçük Hanlıklar halinde bulunmaları idi. 

Osmanlı hükûmetlerinin ve Padişahlarının, onların birlik ve beraberlik halinde olmaları için yaptıkları tavsiye ve ikazlara rağmen, birbirleriyle uğraşmaları, varlık ve enerjilerini boşu boşuna tüketip zayıf düşmelerine yol açmış, devletlerinin etrafı hep hasım milletlere çevrili olduğu için de iktisaden zayıflamalarına ve dolayisiyle eğitim ve ilimde geri kalmalarına sebep olmuştur. 

Cehaletin, fakirliğin ve teşkilâtsızlığın neticesi olarak, Rusların harb sanatından anlayan disiplinli ve ateş gücü yüksek kuvvetleri karşısında bütün kahramanlıklarına rağmen mağlûp olmaktan kurtulamamışlardır. 

Rusya’nın Türkistan Hanlıklarını işgal siyasetine gelince: İşgal ile ilgili hadiseler tedkik edildiğinde Rusların, iddialarının hilafına, milletler ve devletler arası hukuka en az riayet eden taraf olduğu ortaya çıkmıştır. Bu arada modern silahlarla mücehhez Rus kuvvetlerinin, aynı silahlara sahip olmayan Hive, Hokand ve Buhara ordularına karşı yaptıkları mücadelelerde, tabii olarak, kolay zaferler kazandığı görülür. 

Fakat Rusların, bu üstünlüklerine rağmen, işgal ettikleri ülkelerde yaptıkları katliamları anlamak mümkün olmamıştır. Hele, Orta Asya’ya «Civilization» (medeniyet) götürüyoruz diye bu hareketleri yapmaları Rusların iddialarında ne kadar gayri samimi olduklarını göstermiştir.

Prof. Dr. Mehmet Saray

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 17