Kültürümüz

İslam’ın Mektebi Türkistan

resim

İslam’ı ilk üç asırda Araplar üç kıtaya yaydılar. Peygamber Efendimizin övdüğü bu ilk üç asra “Asrı Saadet, hayırlı asır” denir. Daha sonra da İslam’la şereflenen  Türkler İslamiyet’e büyük hizmet etmişlerdir. İslam Dünyasında “Sırat-ı Müstakim” den ayrılan  Bâtıniler, Haşhaşiler gibi sapkın akımları Müslüman Türkler ortadan kaldırmıştır.
 Türkler dünyanın en eski kavimlerindendir. Köklü bir tarihi geçmişe sahiptirler. Anayurtları Orta Asya coğrafyasıdır. Tarihte milletlere nizam, “Nizam-ı âlem” vererek çok büyük hizmetler yapmışlardır.
Türklerin İslamiyet’i kabulü dünyada başlı başına bir olaydır. İslam Dünyasının geleceğinin şekillenmesinde Türkler büyük rol oynamışlardır. Müslüman Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleri kendi arzularıyla olmuştur. Şanlı Peygamberimizin “Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın” mealindeki hadisi şerifi ve  Türklerin kendiliğinden İslam’ı seçmeleri peygamberimizin gaybi mucizelerindendir.
Türk milleti bu dine sadece canı, malı ile değil ilmi faaliyetleriyle de hizmet etmiştir. Türk- İslam Dünyasında çok büyük fakih muhaddis, kelam, tefsir ve mutasavvıf yetişmiştir.  Mâverâünnehir ve  Horasan Bölgesinde bulunan  Buhara, Taşkent, Semerkand Serahs, Harezm, Tirmiz’de İslamiyet’in meşhur ilim merkezleri kurulmuştur. Yazdıkları eserler üzülerek söylemek gerekirse kütüphanelerin tozlu raflarında mahzun bir şekilde okurlarını, araştırmacılarını beklemektedir.
Semerkant, Buhara ve Taşkent ayrı bir öneme haizdir. İmam Buharilerin, Maturidilerin, Ebulleys Semerkandilerin, Serahsilerin, Hacegan büyükleri İslam’a yaptıkları hizmetleri, eserleri dünya durdukça baki kalacaktır. Türkistan’ın Mevlana’sı olarak kabul edilen Ahmet Yesevi hazretlerinden “Hazreti Türkistan” olarak bahsedilmiştir.
Özet olarak söylemek gerekirse; bazı İslam âlimlerinin tespitine göre Müslüman Türkler İslamiyet’i tatbik noktasında sahabeden sonra fazilet noktasında ise tabiinden sonra gelmektedirler. Müslüman Türkler İslamiyet’in katıksız ve katışıksız gövdesi olan “Ehlisünnet” in bağlısı ve müdafii olmuşlardır.
Anadolu’nun kapılarını İslamiyet’e açan Sultan Alparslan “Bizler temiz Müslümanlarız, bidat nedir bilmeyiz onun için Allah bizi aziz kıldı.” demiştir. 
Ayrıca İstanbul’da da tanınmış büyük Türk âlimleri yetişmiştir. Müslüman Türk Devletlerinde sadece din âlimleri değil; Fen ilimlerinde de büyük âlimler yetişmişlerdir. Trigonometrinin kurucusu Biruni’dir. Matematik, Cebir, Astronomi ve benzeri müsbet ilimlerde büyük gelişmeler kaydetmiş Müslüman Türkler bu hizmetlerini insanların hizmetine sunmuşlardır. 
Selçuklular döneminde önemli tıp merkezleri kurulmuş ve tıp ilmi çok ilerlemiştir. Coğrafya ilminde de kıtaların keşfedilmesinde Türklerin hizmeti çok olmuştur. Bundan dolayıdır ki yazımıza serlevha olarak “İslam’ın Mektebi Türkistan” ifadesini kullandık.
Ancak üzülerek belirtmek gerekir ki ehlisünnetin Orta Asya’daki kalelerinden olan Doğu Türkistan’da Uygur Türkleri mahzundur, gözleri yaşlı gönülleri yaralıdır. Taziye halindedirler.  Bununla beraber İslam düşmanları ise onların yaralı kalplerine tuz basmaktadırlar. Hiç unutmamak gerekir ki zulüm payidar olmaz, mazlumun ahı yerde kalmaz. Cenabı Hakk, verir mühlet velâkin eylemez ihmâl…
Özbekistan’da Türk Devlet Teşkilatları dokuzuncu zirvesine katılan Sayın Cumhurbaşkanımıza yüksek seviyeli “İmam Buhari Nişanı” takdim edilmesi istikbal adına ümit verici olmuştur. Gelecekte de İslam Dünyasının liderinin Müslüman Türkler olacağının işaretidir…
Hak şerleri hayr eyler,
Zannetme ki ğayr eyler,
Ârif ânı seyr eyler,
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.

İlgili Gönderiler

1 / 5