MakalelerMedeniyetimiz

I. Dünya Savaşında Esir Türkler

Araştırmacı-Yazar
Tülin Uygur, yakın tarihimizin çok az bilinen I. Cihan Savaşı’nda Rusya ve
Sibirya’daki Türk savaş esirleri konusunu İsveç Devlet Arşivleri’nde araştırdı
ve yazdı “I. Dünya Savaşı’nda Esir
Türkler
” ismiyle de kitaplaştırıldı. Bu kitaptan esir kampları ve
kamplardaki Türk askerlerinin hayat şartlarıyla ilgili bazı bölümleri aşağıda
sunuyoruz. – Editör

—-

O

smanlı İmparatorluğunun parçalanmasına yol açan I. Dünya
savaşında esir düşen Türk askerleri dünyanın en ücra köşelerine sürülmüşler ve
çok ağır esaret şartları altında yaşama mücadelesi vermişlerdi. Bu esirlerden
60.000’i Rusya ve Sibirya’nın uçsuz bucaksız bölgelerine dağılmış esir
kamplarında çok olumsuz hava şartları hastalık ve açlıkla mücadele etmişlerdir.

İsveç Kızılhaç’ı 1915-1918 yılları arasında Rusya ve
Sibirya’daki savaş esirlerine yiyecek, giyecek ve ilaç gibi çeşitli yardım
malzemeleri ulaştırmak ve esir kamplarındaki kötü şartların düzeltilmesi için
bir komite kurarak çalışmaya başlamıştı.

Komite, esir kamplarının bulundukları bölgelere göre: Avrupa
– Avrupa Rusyası, Sibirya ve Türkistan kampları olarak üç gruba ayırmıştı.

İsveç Kızılhaç delegelerinin tespitlerine göre kamplar
genellikle şehirlerden 2-10 km uzaklıkta kurulmuş, yaklaşık 2 adam boyu
yükseklikte çelik tellerle çevrilmişti. Nöbetçi kulübeleri kampın her yerini
görecek şekilde inşâ edilmişti.

İsveç Kızılhaç’ı esirlere yardım komitesinin yaptığı
araştırmalara göre bazı kamplar ve esirlerin hayat şartları şöyle
kaydedilmektedir:

Arhangelsk eyaletlerinde en az Sibirya kadar zor hava
şartlarının hüküm sürmesi sebebiyle birçok esir hayatını kaybetmiştir.
Özellikle Murmansk demiryolu inşaatında çalıştırılan esirler arasında toplu
ölümler görülmüş ve hayatta kalanları sağlık dereceleri önemli derecede
bozulmuştur.

Karadeniz demiryolu inşaatında çalıştırılan esirlerinde
sağlıkları da kaygı verici derecede bozulmuştur. Demiryolu hattı tipik bir
sıtma noktasından geçmekteydi hattın başlangıcı olan Novosenaki’de günde
ortalama 5 esir Gagri ile Gudayty arasındaki 43 km mesafede ise günde 30-40
esir ölmekteydi. Buradaki esirlerin çoğu hava şartlarına bağlı ateşli
hastalıktan öldüler. Esirler insafsızca demiryolu inşaatında kullanıldılar.

Murmansk demiryolu hattında iskorbüt hastalığına yakalanan
esirler alay edercesine tedavi edilmek üzere buraya gönderilmişlerdi.
Hastanelerin durumu içler acısıydı. Hasta esirlerin durumu ve esirlere yapılan
muamele Bakü halkını da ayağa kaldırmıştı. Bakü halkını yatıştırmak için ağır
dizanteri, sıtma ve iskorbüt hastası olan esirler suyu hastanesi doktoru
olmayan Nargin Adasına gönderilerek orada ölüme terkedildiler. 

1915 yılında Amerikan Elçiliğinin esirlere verilen yiyecek
miktarının arttırılması için Rus Hükümeti nezdinde yaptığı başvurular, esirlere
yeterli yiyecek verildiği savunulan Rus Hükümetince reddedildi. Kampta 10 esir
aynı kaptan yiyordu. Herkesin kendi kaşığı olmadığı için eski konserve
kutularından kaşıklar yapılmıştı. Revirde bazen et dağıtımı yapıldığında hasta
bakıcı bir Rus asker yatakların arasında dolaşırken birer parça eti yatakların
üstüne atıyordu.

Uzun süre değiştirilmeden kullanılan esirlerin gömlekleri de
rutubet ve pislik sebebiyle parçalanıyordu. Esirlere gömleklerini, elbiselerini
onarabilmeleri için iğne, iplik, yama yapabilmeleri için kumaş verilmesi
gerekiyordu. Bu gibi malzemeler verilmediğinden, Sibirya’nın korkunç kış
şartlarında dolaşan savaş esirleri yürekleri parçalıyordu. Bir kısmının paltosu
çoğunun ayakkabıları yoktu. Ayaklarını saman ve paçavralarla sararak soğuğa
karşı korumaya çalışıyorlardı.

Elbiselerin değişmemesi, dezenfekte edilmemesi ve esirlerin
banyo yapamaması bit, pire gibi haşerelerin esirlere dayanılmaz sıkıntı
vermelerine sebep oluyordu.

Toplu ölümlerden yaşandığı kamplardan biride Stretensk
kampıdır. Bu kamp Baykal kampının doğusunda Şilka Gölü’nün kıyısındadır.

Bu kampta çoğu yarı çıplak olan bu esirlerin üzerlerine yatak
olarak kullanılan saman dahi serilmemiş çıplak demir karyolalarda üst üste
yatırmışlardı. Kampın su ihtiyacını karşılamak için kış kıyafetleri olmadan su
taşımak için nehre gönderilen esirlerin donan el ve ayakları kesilmişti.

Orenburg’un Samara yakınında kurulmuş olan kampta binalar
hiçbir zaman kışa elverişli değildi. Hava sıcaklığın -50°C olduğu bu kampta yatak
yapmak için saman, yakacak odun, su, banyo bulunmaması, ilaç ve tıbbi
malzemelerin yokluğu her türlü haşere ve salgın hastalığa sebep olmuştur.

Kampta doktorlar, birkaç gün ömrü kalanları ‘az hasta’,
birkaç saatlik ömrü kalanları ‘ağır asta’ nefrit, tüberküloz, dizanteri,
kangren, lekeli humma ve çiçek hastası olmayan herkesi ‘sağlıklı’ olarak
ayırıyorlardı. Daha Sonra karantina odasına götürülecek hastalar karın üzerine
bırakılıyordu saatlerde karın üzerinde kalan bu zayıf vücutları bir süre sonra
bir kızak gelip götürüyordu. Günde 20-350 esir ölmekteydi; fareler ve
köpeklerin kemirdiği istiflenmiş 2500 ölü, gömülmeden bekletiliyordu. Sonra
kızaklara yükleniyordu, ceset yükü iple kızağa bağlandıktan sonra ölülerin
mezar kazmakla görevli esir arkadaşları bu yükün üzerine oturuyordu. Bunu nasıl
yapabiliyorlardı!.. Dışardan birisi bu soruyu sorabilirdi. Ama kampta kimse bu
ceset yüküne bakmıyordu bile. Burada düşünce duygu mantık tamamen donmuştu.
Herkesin tek arzusu ölümün biran önce gelmesiydi.

Mübadele Edilen Savaş Esirleri

1915-1918 tarihleri arasında İsveç Kızılhaç aracılığı ile mübadele edilen 428 Türk subay ve erinin trenlerde görevli İsveçli doktorlar tarafından hastalık ve sağlık durumları kaydedilmiştir. Buna göre bu mübadele edilen savaş esirlerinin 15’i kör, 115’i çeşitli organları kesilmiş 3’ü akıl hastası, 129’u tüberküloz hastası olarak tespit edilmiştir. Ayrıca 8 askerinde kalp hastalıkları dolayısıyla mübadele edildiği raporda belirtilmiştir. Raporda özellikle kesilen organ sayısındaki yükseklik, Rusya’da yaralı el, kol, bacak, parmak gibi organların tedavi edilmek yerine kesildiği ve bu işlemin sıklıkla yapıldığı görüşünü doğrulamaktadır. Malul Türk savaş esirlerinin sağlık raporları Rusya’daki kamplarda sağlıksız şartlarda tutulan esirler arasında tüberkülozun yaygın bir hastalık olduğunu göstermektedir.

Ö. Serdar Akın

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28