MakalelerMedeniyetimiz

Güzelliklerimiz

G

 

üzelliğin, güzelliklerimizin fethine koşanlara diyoruz ki:  Türkiye’yi gezin ilkin en yakın yerlerimizden
başlayarak Türkiye’nin dört bucağını gönlünüze kazıyın! Vatan Havada gezen bir
hülya değildir. Vatan aşk gibi, kale gibi bir realitedir, bir hakikatdir.

Milliyetçiyim diyen gençler! Vatan hakikatını elinde tut, ayağınla,
gözlerinle tanı…

Gez, haydi, gez! Güzelliklerimizin fethi için; yekpare bir millet
kültürünü bulmak için!

Vaktiyle dünyanın en gaileli en gaile veren devleti haline gelmemiz için,
taa “Orta Asya”dan
başlayıp “Anadolu”nun dört
köşesine uzanıp giden bir emekleme, bir heceleme devri geçirdik. Her derebeylik
toprağında Türk siyaseti, Türk idareciliği yeniden bilene biline, ebedileşen
kudretini kazandı.

Türk Sanatı”da
böyledir. Onunda şaheserlerini vermesi son noktaya ermesi için “Anadolu”nun dört bucağında “Tavaifi mülûk” devri
yaşaması lazım geldi. Bu devre eserlerin kıymeti; onların bir taraftan Türkmen
ruhunun primitif fakat bâkir fakat kendine mahsus bütün güzellik, hazlanma sevki
tabiilerini aksettirmesinde; öbür yandan da bu özün üstüne gelip tesir eden
diğer sanat işlerinin aslını, iç yüzünü bize nakletmesindedir.

Türk mimarlığı birdenbire “Süleymaniye”yi,
“Yenicami”yi, Edirnedeki “Sultan Selim Cami”sini
yapmadı. Türk yazısı birdenbire “Yesari”nin,
insana hayranlık veren kompozisyonlarına yükselmedi.

Meselâ Bursa’nın “Yeşil”indeki
Türk nakşı, halılarımızın her çeşitinde bizi beşeriyetin renk üstatları
mertebesine yükselten eşsiz ahengi birdenbire bulmadı.

Türk oymacılığı, herhangi mihrabımızda, herhangi rahlemizde, hattâ
herhangi mermer veya taş kapımızdaki büyüleyecek kadar güzel kıvrımlarını bir
adımda bulmadı.. Türk kakmacılığı, silâhlarımıza, avadanlıklarımıza beşeriyetin
güzel sanatlar arasında yer verdiren anlayışını, inceliğini birdenbire icat
etmedi..

Yukarıda söylediğim düşüncelerin aynasına vuran, ad, resim… İşte bu
eserlere aittir. Adana’da, unutkanlık tozlarını silkmemizi bekliyor! Adana’daki
bir “Ulucami”nin batı ve
doğu kapısı; bir “Akçamamı”nın
ışık tertibatı; Tarsus’un bir “Kırkakış”
imaretinin ocaklığı veya girme kapısı; bir “Ulucami”
minberi; bir “Gönhanı”nın
kapısı, kubbesi; bir “Kubat Paşa”
medresesinin kapısı…; Silifke’nin cennet kadar güzel Silifkemizin köprüsü,
kalesi…; bütün Seyhan, Ceyhan, Tarsus çayı, Göksu…

Kimsesiz güzellikler! Anadolu’nun bütün kimsesiz güzellikleri;
arkeolojinin kristalinden geçmek ve çocuklarının içine bir gökkuşağı gibi akmak
istiyor.

Remzi Oğuz Arık

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28