MakalelerMedeniyetimiz

Fetih’ten Sonra İstanbul Nasıl Mamur Oldu?

Bazı Kiliseler Cami’ye Çevrildi
F

atih Sultan Muhammed Han elli üç gün süren muhasaradan sonra İstanbul’u almıştı. Türkler Hıristiyanlardan aldıkları bütün memleketlerde eski İslâm geleneklerine göre hareket ederdi. Eğer şehir harp ile alınmışsa o şehrin Katedrali Camiye çevrilirdi.

Sulh yolu ile alınan şehirlerde İslâmlarla Hıristiyanlar aralarında anlaşırlar, kiliselerin bazılarını Camiye tahvil ederlerdi. Çünkü, İslâm dinine nazaran Allah ibadetine tahsis edilen bir mabedi harap etmek, tahkir etmek veya başka bir işde kullanmak en büyük günahtı. Bunun için Allah evi yine Allah evi olarak kullanılırdı.

Bu geleneğe dayanarak Türkler başta Ayasofya olmak üzere birçok kiliseleri camiye çevirmişlerdi. Küçük Ayasofya Camii, kariye Camii, Fethiye Camii, Gül Camii, Aksaray kilise Camii, Zeyrek’de iki tane Kilise Camii, Vefa’daki kilise Camii ve Şehzadebaşı’ndaki Kilise Camii bunlar arasındaydı.
Anadolu’dan Türkler yerleştirildi
Fatih Sultan Muhammed Han şehri Türklerle iskân etmek ve dolayısıyla İstanbul’u bir İslâm beldesi yapmak istiyordu. Bunun için her taraftan ahali nakledildi, İstanbul’un ilk ahalisini Bursa, Bolu ve Balıkesir mıntıkasından gelen halk teşkil etmiştir.

Bursa ve Bursa havalisinin asil ve büyük aileleri evlerini İstanbul’a nakle başlamışlardı. Gelenler arasında Veliyüddin Zadeler, Fenârî Zadeler ve Candarlı Zadeler başta bulunuyordu.
Dünyanın en mes’ut insanları sayılması lâzım gelen, elli üç günlük İstanbul muhasarasını seyreden Üsküdar Türklerinin mühim bir kısmı da İstanbul’a geçmişlerdi.

Bundan sonra Anadolu’nun muhtelif yerlerinden İstanbul’a halk gelmeye başlamıştı. Bunlar iskân edildikleri yerlere ekseriya geldikleri yerlerin isimlerini vermişlerdir.
Cide’den gelenler Cide Mahallesini, Konya Çarşambasından gelenler Çarşamba semtini, Karamandan gelenler Karaman Mahallesini ve Aksaray’dan gelenler de Aksaray semtini meydana getirmişlerdir.

Keza, Antalya, Akseki, Elmalı ve Manavgat tarafından da ahali gelmişti. Bunlardan esnaflık ve daha ziyade meyvecilik yaparlardı. Meyvecilerin en mühimleri Manavgatlı oldukları için bunlara Manav denmiştir.

İlk İmar Edilen Semt Fatih

İstanbul’da ilk imar edilen semt, Fatih semtidir. Sebebi de Fatih Sultan Muhammed Han’ın kendi camiini orada yaptırmış olmasıdır. Eskiden beri İstanbul Patriklerinin ikametgâhı olan Havariyun Kilisesi, fetihten sonra, Camiye çevrilmişti. Fatih Sultan Muhammed bu camiyi yıktırıp yerine kendi camiini inşa ettirmiştir.

Bu cami yapıldıktan sonra etrafını Medrese, han, Hamam ve çarşı ile süslediler. İstanbul’a gelen Müslümanlar da bu camiin etrafına yavaş yerleşmeye başladılar. Medresesi, hanı, hamamı ve çarşısı halkın ihtiyaçlarını karşılamağa kâfi geliyordu. Bu şekilde Müslüman Fatih semti doğmuş ve genişlemeğe başlamıştı. Daha sonra Fatih Sultan Muhammed Han Camiye çevrilen Ayasofya’nın yanında bir medrese inşa ettirmiştir. Bu medrese akli ilimlere, bilhassa Riyaziyet tedrisine, tahsis edilmişti.
Şehrin diğer kısımlarını da imar etmek için boş mıntıkaları Vezirlerine tahsis etti. İstanbul’un imarında büyük hisseleri bulunan bu vezirler kendilerine tahsis edilen yerlerde faaliyete geçmişlerdir.

Bunlardan Mahmut Paşa kendisine verilen semtte hayratını yani Camisini, medresesini ve hamamını inşa ettirmişti. Bu yapılanlara varidat temin etmek için de Mahmut Paşa çarşısını yaptırıp, vakfetmişti.

Gedik Ahmet Paşa kendi adını taşıyan semtte imaretini husule getirdi.
Nişancı Paşa bu günkü Nişancı semtinde bir cami yaptırdı.
Vezir Rum Mehmet Paşa Üsküdar’da bir medrese ve bir imaret inşa ettirdi.
Diğer ulema da ayni şekilde cami ve medreseler yaptırarak kendi adlarına mahalleler ve semtler meydana getirdiler. Molla Zeyrek, Hızır Çelebi ve Molla Gürânî semtleri bu şekilde meydana gelmiştir. Bu meyanda Hazreti Halid bin Eyyub el Ensarî’nin mezarı bulunmuş ve Eyüb’deki türbesi inşa ettirilmiştir.

Görülüyor ki İstanbul’un büyük ve mühim semtlerinden olan Mahmutpaşa, Gedikpaşa, Molla Gürani ve Zeyrek gibi yerler o zamanın paşaları ve uleması tarafından kurulmuştur. Buralar zaman geçtikçe genişlemiş ve bu günkü duruma gelmiştir.

Mahmutpaşa gibi İstanbul’un ticarî hayatında mühim bir yer işgal eden çok hareketli bir semt Fatih sultan Muhammed devrinin hediyesidir.

Sultan II. Bayazıt İmar ile Birlikte İlme de Büyük Önem Verdi

Sultan II. Beyazıt zamanında da şehirde büyük imar hareketleri olmuştur. Padişahın belli başlı en büyük eseri Beyazıt Camii, hamamı, medresesi, kütüphanesi ve imaretidir. Hamamı, medresesi, kütüphanesi ve imaretidir. Bunların masraflarını karşılamak ve varidat temin etmek için de Kapalı Çarşıyı inşa ettirmiştir. Beyazıt camiinin en büyük vakfı Mora’da Koron ve Modon şehirlerinde te’sis edilmiştir.

Sultan ikinci Beyazıt, aynı zamanda, İstanbul’u bir ilim merkezi yapmaya çalışmıştı. Bunun için de her diyardan bilhassa İran’dan, Türkistan’dan, Mısırdan ve Suriye’den âlimler davet etti. Birçok kitaplar getirterek onları tercüme ettirdi. Nitekim Beyazıt meydanındaki şimdiki Belediye Kütüphanesinin olduğu Beyazıt Medresesi İstanbul’un en yüksek medresesi idi. Şeyhülislâmlar buranın tabiî müderrisi addolunurdu.

Sultan ikinci Beyazıt’ın Vezirleri de İstanbul’da çok eserler yaptırmışlar ve şehrin imârına büyük hizmetlerde bulunmuşlardı.

Bunlardan birisi Vezir-i Azam Davud Paşadır. Bu gün kendi ismiyle yadedilen semtte Cami, medrese ve mescit yaptırmıştır.
Mesih Paşa keza kendi semtinde cami ve medrese yaptırmıştır.
Hadım Ali Paşa, Divan yolundaki Camisini, medresesini, imaretini yaptırmış ve şehre su getirmiştir.
İskender Paşa Galata Mevlevi hanesini ve İstanbul tarafından da bir mescit yapmıştır.
Derviş Mustafa Paşa bir mescit, bir hamam, bir tekke yaptırmış ve şehre su getirmiştir.
Vezir-i Azam Koca Mustafa Paşa kendi semtindeki Camiyi, medreseyi ve imareti inşa ettirdi.
Mahmut paşa çarşısından sonra Kapalı çarşının yapılması İstanbul’u ikinci büyük Pazar yerine kavuşturdu.
Yine, Sultan ikinci Beyazıt devrinin en mühim eserlerinden biri de Beyazıt hamamıdır. Beyazıt Camiinin inşaası sırasında işçiler, her sabah bu hamamda yıkanır, işe ondan sonra başlarlardı.
En Büyük Faaliyet Kanuni Devrinde

Kanuni Sultan Süleyman evvelâ Şehzade Mehmet’in hatırasına izafeten Şehzadebaşı’ndaki Şehzade Mehmet’in hatırasına izafeten Şehzadebaşı’ndaki Şehzade Camiini yaptırdı. Sonra da ölen diğer Şehzadesi Cihangir için Cihangir Camiini inşa ettirdi. Bu suretle Cihangir semti bir İslâm Mahallesi olmaya başlamıştı.

Büyük Padişah kanuni Sultan Süleyman babası Yavuz Sultan Selim’in hatırasına hürmeten Sultan selim Camiini, medresesini ve türbesini yaptırmıştır. Bu imaratın etrafında da Sultan Selim semti meydana gelmiştir. Bundan sonra Sultanahmet meydanındaki sadrazam İbrahim Paşam sarayı yapılmıştır, Padişah ekseriya bu saraya gelir kendisi için yapılmış olan yerde merasimleri ve düğünleri seyrederdi.

Kanuni Sultan Süleyman asıl en büyük imarı Süleymaniye Camii, medrese, hamam ve etrafındaki muazzam teşkilâttır. Buranın alt tarafına çarşılar yapılmış ve muhtelif mahalleler meydana gelmiştir.
Buralara, ispanyadan gelen Müslüman muhacirler iskân ettirilmişti. Bu Arap muhacirler, etrafı uçurumlara muhat olan Süleymaniye manzumesini bir kale addediyorlardı. Bu sebeple de kendi oturdukları yere “Tahtel Kale” yani kale altı diyorlardı. Sonraları bu söz halkın ağzında Tahtakale gibi gülünç bir şekil almıştır. Zira malûmdur ki tahtadan kale olmaz.
Bundan başka ispanya’dan gelen bu Arapların Arapçaları gayet bozuktu ve Lâtin aksanıyla konuşuyorlardı. Bunun içindir ki, bozuk Arapça’ya Tahtakale Arapçası demek moda olmuştu, işte Süleymaniye ve Tahtakale semtleri bu suretle meydana gelmişti.
Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı ve Rüstem Paşanın zevcesi olan Mihrimah Sultan Edirnekapı’daki zevcesi olan Mihrimah Sultan Camiini ve medresesini yaptırdı.
Haseki Hürrem Sultan da Haseki hastanesini ve imaretini yaptı.
Kanuni devrinin vezirlerine gelince, hemen hepsi de eserler yaptırmışlardı.
Meşhur vezir Kasım Paşa kendi adıyla anılan semtte hayratını yaptırdı.
Hüsrev Paşa Sarıgüzelde, Ayazpaşa Ayazpaşa semtinde,
Rüstem Paşa kendi semtindeki Camii ve medreseyi yaptırmıştır.
Sadrazam Ahmet Paşa biri Dizdariye’de ve diğeri Azapkapı’da iki cami yaptırmıştır.
Bu vezirlerin bir kısmı da Üsküdar tarafında binalar yaptırmıştır.

Prof. Dr. M. Halil Yivanç

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19