KültürümüzMakaleler

Edebiyat Öğretmeni

Ş

üphesiz öğretmenliğin bütün branşları saygıya değer. Fakat liselerdeki edebiyat ve tarih öğretmenliği kültürle daha fazla iç içe olmaları sebebiyle ayrı bir önem taşır. Bilhassa edebiyat öğretmeni; dili, tarihi, kültürü, okumayı sevdirebilecek veya bunlardan nefret ettirebilecek bir konuma sahiptir. Bu bakımdan onun sadece bilgi vermesi yetmez. O, bu milletin maddî ve manevî kültür değerlerini sevecek ve sevdirecektir. Gençlerin ilgisini bu konular üzerine çekebilmek için adetâ bir sanatkâr olmak zorundadır.

Bir kere edebiyat öğretmeni edebiyatın “edep”ten geldiğini unutmamak mecburiyetindedir. Kendisi bir edep timsâli olmalı ki, edebiyatı benimsetebilsin. O, sadece bazı kuru bilgilerle yetinemez. Okumayı ve yazmayı, en basitinden en karmaşığına kadar öğretecek olan odur. Doğru ve güzel yazmak ve konuşmak, ancak onun yol göstericiliği ile elde edilebilecek hünerlerdir. O halde herkesten önce bu özelliklere kendisinin sahip olması gerekmez mi?
Dikkat edilirse, dünün öğrencileri olan bugünün büyükleri, okul yılları ile ilgili hatıralarında en çok, kuvvetli, kabiliyetli edebiyat öğretmenlerinden bahsederler. Çünkü onlar, şahsiyetlerinin gelişmesinde birinci derecede rol sahibi olmuşlardır. Düşünmeyi, inceliği, nükteyi, tertip ve düzeni, hassasiyeti onlardan görmüşlerdir. Güzel konuşmanın ve iyi yazmanın hayattaki başarılarını nasıl yakından etkilediğini zihinlerine inandırarak onlar yerleştirmişlerdir. En umulmadık yerlerde imdatlarına yetişen şiirleri, vecîzeleri belki ilk defa onlardan işitmişledir. 
Bilindiği gibi edebiyat dersi çok yönlüdür. Bir edebiyat öğretmeni gençlere hem Türk ve hem de dünya edebiyatını okutacaktır, hem dil bilgisi öğretecek, hem de yazılı ve sözlü kompozisyon uygulamaları yaptıracaktır. Üstelik edebiyat, yaşayan, devam eden, bu bakımdan sürekli takip isteyen bir ilim ve sanat dalıdır. Ayrıca, okullardaki kültür faaliyetlerini yürütmek de onun en tabiî görevleri arasındadır.
 
Bir edebiyat öğretmenini ne kadar çok şey bilmesi ve ne kadar çok hünere sahip olması, ne büyük bir enerji taşıması gerektiği su götürmez bir gerçektir. Bu kadar geniş bir alanda at oynatabilmesi içinse sürekli kendini yenilemesi söz konusudur. Kendisinden böylesine zor ve geniş çevreli bir görev beklenen bu insanın ilgililerce her yönden güçlendirilmesi gerekmez mi? Oysa, bugün özellikle onun için yapılan hemen hiçbir şey yoktur.

Ekonominin her şeyi silip süpürmek temâyülü gösterdiği bugünkü ortamda, hem kültürün ölmekte olduğundan yakınmak, hem de liselerde gençlerimize “millî kültürü” birinci derecede aşılayacak olan edebiyat öğretmenliğine ayrı bir önem ve değer vermemek olmaz.

Eğer, maddeden, paradan, köşeyi dönmekten başka ideali olmayan ve geleceğimizi karartan nesiller yetişmesini istemiyorsak, en başta bilgili, idealist ve milletin “manevi değerlerine” hakkıyla sahip, kuvvetli edebiyat öğretmenleri yetiştirmek ve onları görevi başında her bakımdan takviye etmek konusunda daha fazla geç kalınmamalıdır. 

Bekir Oğuzbaşaran

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28