MakalelerTürkistan

Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye Hazin Bir Göç Hatırası:”Uzaklara Balam”

U

zaklara Balam; kıymetli dost ve fikir adamı  Hızırbek Gayretullah’ın son kitabının adıdır. Yazarın ifadesiyle bu bir hâtıra kitabıdır. Yazar, önsözünde şöyle diyor: “Bu hatırat,Doğu Türkistan’dan 1949 yılında yola çıktıktan sonra İstanbul Sirkeci göçmen evine gelişimize kadar olan hatıralarımı dile getirmektedir.”

  Elbette ki, öyle tatlı rüyalarla donatılmış ve fildişi kulelerde, sayfiye yerlerinde sürdürülmüş bir hayatı süsleyen hâdiseler zinciri değil; acının,ölüm korkusunun, açlığın adım başı kol gezdiği, dehşetli komünizm illetinin ruhlara musallat olduğu hâtıralar silsilesi olarak karşımızda canlanmaktadır.

  Küçük büyük, kadın erkek, genç ihtiyar, hasta sakat demeden ölüme gönderilen milyonların çığlığından bugüne intikal ettirilen ibret levhalarıdır Uzaklara Balam. Yokluk çekmemişe yokluğu, acı çekmemişe acıyı, zulüm görmemişe zulmü anlatmak, hele de bu cephede hissiyatı zayıf olanlara bu işkenceleri kabullendirebilmek hiç de kolay değildir.

  Her şeye rağmen, birazcık insanî his mensubu olanların, bugün, dünyada zulmün pençesinde yaşayan otuz beş milyon Doğu Türkistanlı Müslüman Türk’ün esaret altında bulunduğunu idrâk etmeleri gerekir. Ve, Hızırbek Gayretullah’ın çocuk yaşında, büyükleriyle birlikte yaşadığı ölümle burun buruna dehşetli anları, hakikatin penceresinden bir kere daha değerlendirme imkânı veren Uzaklara Balam, ümit ediyorum ki, bu hususlara bigâne kalanlara da yeni bir şuur kazandıracaktır.

  Hiçbir şey değil, kitabın 181.ve 182. sayfalarındaki haritalardaki Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye hicret güzergâhı bu dehşetli işkencenin mânâ ve ehemmiyetini anlatmaya yeterlidir sanırım. Bir tarafta Rus, diğer tarafta Çin emperyalizminin kıskacında bulunan Türklerin, Türkiye ‘ye gelmekten başka çareleri yoktu. İnsan, bu haritalarda takip edilen yola baktığı ve bu yolculuğun bundan altmış yıl evvelin şartlarında yapıldığını düşününce ürperiyor.

İşte Güzergah…

    Urumçi (Doğu Türkistan)-Tibet-Keşmir-Delhi (Hindistan)-Bombay (Hindistan)- Karaçi-Umman Denizi-Basra Körfezi-Basra-Bağdat-Nusaybin (Türkiye)-Adana- Ankara ve İstanbul.

    Şimdi de, eserden kısa bir bölüm arz ederek, Hızırbek Gayretullah’ ın hâtıralarının özüne biraz daha nüfûz etmeye çalışalım:

    “ …Gerçekten de Alibekler 50-60 kişilik bir kalabalıkla geldiler. Meğerse biz çocukların heyecanla beklediğimiz Osman Baturla görüşüp, dönüyormuş. Gelenleri karşılayanlarla oldukça kalabalık bir topluluk bizim evdeydi. Bir ara gelenler açık alana toplandı. Alibek, yüksekçe bir yere çıktı ve topluluğa uzun bir konuşma yaptı. Çocukların anladığı tek şey, birkaç gün içinde daha ileriye doğru göç etmek ve yola koyulacağımız oldu. Daha sonraları Alibek’in bu konuşmalarına vâkıf olduğum yaşlarda, şunları dile getirmiş olduğunu anladım:

    ‘Ben Osman Baturla, Maksut’la, Emen Hazret’le ,Aysabek’le, Canımhan efendiyle de görüşmemi sürdürdüm… Artık bu topraklarda yaşamamız imkânsız. Çin zulmü ve komünizm rejimi bize hayat hakkı tanımıyor. Sizleri,buraya kadar getirdim, ne Rus ne de Çin’e yem ettim. Fakat neslimizin devamı ve vatanımızın geleceği, istiklâli için hicret etmemiz gerekmektedir. Biliyorsunuz ki , Hazreti Peygamber Efendimiz (aleyhisselam) da geçici bir süre için vatanından hicret etmişti. İşte biz de bu sünneti yerine getirip Doğu Türkistan’ı terk ediyoruz. Bu yolda ve uğurda hiç kimseyi mecbur etmiyorum. İsteyenler burada kalabilir. Benimle gönüllü olanlar gelsin. Bir hafta içinde kalanlarla gidenler saflarını belli etsin…’

  Ertesi hafta kalanlar kalmış, gidenler de daha güneye Köklük dağına doğru yol almıştık. Köklük dağında Ustu nehrinin kıyısına geldiğimizde Alibek Hakim:

‘ Buradan sonra yolumuz Taklamakan çölünün en dar yeri ve önümüzdeki kışta donacak olan Lop-Nor gölü üzerinden Tibet’e,oradan da Himalayalara doğru olacaktır. Sizlere, bir daha söylüyorum,bu yolculuğumuz bir ölüm kalım yolculuğudur.Yolumuzda ölüm, kan, savaş, hastalık ve açlık olacaktır. Bir daha tekrar ediyorum kalmak isteyenler burada kalabilirler.’ Dedi.

   Babamın hatıralarına göre Ustu‘da Alibek Hakim’in yanında 70 hane ve 300 kişi kalmıştı.O günlerde Urumçi ‘de bulunan Rus subayı ve araştırmacısı Prof. V.İ.Petrov‘a göre 50 aile, 234 kişi kalmıştı. Yılın aralık ayında 70 aile ve 300 kişi Taklamakan’a doğru yola çıkmıştık.

Elveda!..

   Kanlı gözyaşlarıyla anayurtlarına ‘Elveda’ diyorlardı. Bu üzüntü, bu elem, bu hüzün, bu acı, bu ayrılık, bu kanlı gözyaşları niye ve niçin idi? Küçücük beynimde bu sorulara cevap bulamadan Taklamakan çölüne giden yolda baba annemin yedeğindeki tayın üzerinde yola koyuluyorum…

– Babaanne, nereye gidiyoruz? dedim.
  ‘Uzaklara  Balam’ dedi.

                                            Ufkumuzun kandili söndü,
                                            Sarardı bütün topraklar.
                                            Mevsimler kızıla döndü,
                                            Elveda doğduğum topraklar.,.”

   Mehmet Emin Buğraların, Dr. Mesut Sabri Baykozuların, Osman Baturların, Hacı Canımhanların ve İsa Yusuf Alptekinlerin canları pahasına verdikleri mücadele devam ediyor.

  Uzaklara Balam; hiç şüphesiz ki, anladığımız mânâda edebî tarzda bir hâtıra kitabı değildir.Ve yine; uzaklara Balam, bir tarih araştırmasını da hedef alarak yazılmış bir eser değildir. Lakin,Uzaklara Balam, hem edebiyata, hem içtimaiyata ve hem de büyük Türk tarihine düşülmüş, ciddî ve ibret verici hâdiselerle dolu gerçeklerle donanmış bir “kayıttır.” Hem de milyonların canına ve hürriyetine mal olmuş vesikalarla dolu bir kayıt!..

M.Halistin Kukul

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 17