MakalelerTürkistan

Doğu Türkistan’dan Koca Salonu Ağlatan Mektup

İ

nsanın keyif aldığı anlar çok olmaz. Kimi zaman yaptığı işten, kimi zaman okuduğu kitaptan, kimi zaman da ideallerine bir adım daha yaklaşıyor olmaktan meftun olur. İşte böyle bir haftasonu geçirdik Alanya’da.

Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği ile Türk Eğitim Sen’in ortaklaşa düzenlediği üç günlük program çerçevesinde ‘çalışan kadın’ın sorunları tartışıldı. Avrasya coğrafyasında yaşayan Türk kadınları ile ülkemiz kadınlarının kaynaştığı toplantıda daha çok dünya üzerindeki Türk kadınlarının sıkıntıları ve içinde bulundukları şartlar konuşuldu. Dolu dolu üç gün geçirildi.

İkinci gün düzenlenen sempozyumda Doğu Türkistan’ı temsilen gelen hanımın yaptığı konuşma salonda bulunanları ağlattı. Konuşma esnasında arka sıralardan gelen hıçkırık sesleri kısa sürede salonu kaplayıverdi. Uzunca yapılan konuşma arasına sıkıştırılan bir mektubun bu denli bomba etkisi yapacağını doğrusu hiç beklemiyordum.

2005 yılında Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Merkezi’nin posta kutusuna ulaştırılan işte o mektubun orijinaline ulaştık ve sizlere noktasına virgülüne dokunmadan sunuyorum;

Doğu Türkistan’dan yazılan o mektup aynen şöyle;

Hürmetli kardeşim,

İyi misiniz?

Ben bir yüksekokul öğretmeniyim. Eşimle evleneli dört sene oldu. Kızım bu sene iki yaşını doldurdu. Maalesef ben sekiz aylık hamileyim. Lakin Çin hükümeti, kızın dana sekiz yaşını doldurmamış diyerek karnımdaki yavrumu kürtaj edeceklerini söylüyor. Aksi takdirde görevimden çekeceklerini söylüyorlar.

Kardeşlerim,

Ben ne yapacağımı bilemiyorum. Bu mektubu size yazıyorum, çünkü ben bu çocuğu katiyen kürtaj ettirmek istemiyorum. Bir ay sonra evladım dünyaya gelecek, bu durumda dahi kürtaj yapacaklarını söylüyorlar.

Bizim okulda yalnız ben değil, benim durumumda bir çok arkadaşım var. Bazı arkadaşlarım hizmetten atılma korkusu ile sekiz aylık hamile de olsalar çocuklarını aldırdı.

Kendi hakkımızı aramak için ben bu arkadaşlarımın isim ve adreslerini size gönderdim. Sizin vasıtanızla bu olayları uluslararası kuruluş ve teşkilatların araştırmalarına iletip onların yardımına ulaşmak istiyoruz.

Zalim Çin’in çizmesi altında inim inim inleyen bir Türk toplumu…

Uygurlar…

Dünyanın kullandığı ‘uygar’ kelimesine köken olmuş Uygurlar… Orada yaşanan sayısız insan hakkı ihlalinden sadece bir tanesini sizlere sundum.

Türk dünyasında yaşanan sıkıntıların sadece bir kısmını oluşturan Doğu Türkistan davası, tüm çözümsüzlüğüyle karşımızda duruyor.

Afganistan’da, Kosova’da, Rusya’nın muhtar ve özerk Türk cumhuriyetlerinde, Ortadoğu’da…

Her nerede Türk varsa, ona karşı yürütülen bir insan hakkı ihlali mutlaka var.

Kimi an gözü yaşlı geçen konuşmalar, kimi zaman da yerini mütebessim yüz ifadelerine de bıraktı.

Azerbaycan’dan katılan Entika Hanım’ın yaptığı muhteşem konuşma sonrası yaşanan coşku ve çevresinde oluşturulan sevgi yumağı görülmeye değerdi.

Velhasıl…

Çok önemli ve ciddi bir organizasyon olarak tarihe bu üç günde not düşüldü.

Böylesine zor ve meşakkatli bir organizasyonun altından kalkan ve dünyanın neresinde Türk  varsa orada mutlaka en az bir dostu olan Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Başkanı Abdullah Buksur ile dernek ile TES’i böyle dev bir programda bir araya getirmede üstün gayretleri bulunan Türk Tarım Orman Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci’ye bir teşekkür çok hafif kalır diye düşündüm.

Daha güzel olanı seçip, onlar için dua ediyoruz.

Allah kimin bu işlerde katkısı varsa onlardan razı olsun, ellerine sağlık.

Kaynak: Murat Çoban-HaberA

Murat Çoban

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19