MakalelerMedeniyetimiz

Çanakkale’yi Geçirmeyenler: “Çementepe Şehitleri”

Y

aşları yirmi ile yirmi beş arasında altı arkadaş idiler. Vatanın kendi hayatını devam ettirmek için çocuklarının hayatını sancak altına, silâh başına davet ettiği tehlike gününde, devam ettikleri mektepleri terkederek, zabit namzedi olmaya koşmuşlardı. Yakacık’ta, Maltepe’de, Erenköy’de yapılması icap eden tâlim ve tedris devrelerini tamamladılar.

Ve Çanakkale’ye gittiler.

İstanbul’u, dünyayı kavrayan istibdadına râm etmek isteyen hodperest İngiltere, her yakıp yıkma vasıtasını bu mübarek pâytahtın  kapılarına havale etmişti. Günün birinde Çementepe önüne yirmi İngiliz zırhlısı geldi ve dakikada 1360 mermi serpen 240 topunu saatlerce bu mevzie tevcih etti. Güneş mahkûm ufuklarından hiçbir dakika eksilmeyen İngiltere, mağrur ve inatçı kinine bu küçük tepeyi hedef etmiş, tâ ufuktan başlayarak sahile ve karaya kadar uzanan bir dâireden aralıksız ateş ve ölüm yağdırıyordu.

Hücuma, müdafaaya, saklanmaya imkân vermeyen bu amansız şiddet önünde Türk’ün savaş azmiyle, insanın hayatını korumak duygusu birkaç dakika mücadele eder gibi oldu. Tepeye adım adım ilerlemekte olan düşmanı, her ne suretle olursa olsun, eski mevzilerine atmak lâzımdı. Ve bir an tereddüt, Türk’ün bu tarihî pâytahtını, bu İslâm tahtını -Allah göstermesin- devirebilirdi.  Mıntıkanın kumandanı bu tehlikeli noktada bulunan bir alayın siperlerine doğru ilerledi ve hem rica, hem emreden bir sesle:

“- Bu alayı yerinden oynatıp düşmanın üstüne atacak zabitleriniz yok mu?” diye bağırdı.

Vatanın, kendi hayatını  devam ettirmek için çocuklarının hayatını sancak altına, silâh başına davet ettiği tehlike gününde zabit olmaya koşan o altı genç, vicdanlarından çıkan bir büyük iradeyle artık şehit namzedi olmaya terfi-i nefs ediyorlardı. Bir akşam evvel yazıp bestelemiş oldukları şarkıyla…

Bu toprağı Türk’ün kanı yoğurdu
Annem beni bugün için doğurdu

şarkısını bir ağızdan başlayarak siperlerden dışarı fırladılar. Bu işaret, o askerin zaten heyecana hazır fıtrî kahramanlığını coşturmaya yetmişti. Hepsi âni ve müttehid bir savletle ileri atıldılar. Ve o altı gencin mübarek nâ’şları üstünden -evet, altısı da şehit olmuştu!., -ettikleri hücum ile İngilizler’in elindeki mevzileri geri aldılar…

Muallim Seracettin Bey’in, maceraya şahit olanlardan bizzar duyarak hayran ve giryan naklettiği bu yiğitlik efsânesi önünde idrâkim, muhakemem, hissim, hayalim, titremeye başladığı dakikadan beri hiçbir şeyi imkânsız görmüyor, hiçbir iddiayı red ve tekzip edemiyorum.

Katil insanlığın, zekâsıyla binlerce sene veya asır zarfında icâd ve ikmâl edilen her taarruz silâhının, Çanakkale’deki askerlerimizin göğüsleri üstünde kırıldığını gördüğüm ve  işittiğim öğünden itibaren bir riyaziye kitabının sayfalarıyla bir esatir mecmuasının satırları kanaatime aynı itaati emrediyor.

Türk ırkının, Osmanlı vatanının, Muhammed ümmetinin bu altı seçkin şehidiyle onların ölen ve kalan arkadaştan gözlerimin önünde bir efsâne tarihi, bir ispat edilmiş efsâne tarihi ortaya koydular. Ve bunlar münferit fedakârlıklar değildirler; maceraları da münferit vakıalardan olmadığı gibi.

Ölüme karşı vakur bir cephe, mağrur bir sîne ile şarkılar okuyarak ilerleyen bu hafidlerinin kahramanlık destanı, 600 sene evvel Süleyman Paşa ile birlikte o illere ilk defa ayak basmış olan Türk dilâverlerinin övünülecek ruhlarına neler ilham ve armağan etti bilmem. Fakat dünya ile ahiret arasında eğer bir duygu bağlantısı varsa, o toprakların altındaki yaşa ve aferin bağırmaları, üstündeki nefret ve kin gürültüsüne elbette ve elbette galebe çalmıştır!..

Altı arkadaş birlikte şehid olmuş, ama siperler alınmıştı…

Ey vatandaş, ey kardeş! Çementepe’yi unutma… Çementepe’ye, yaşadıkça birkaç haccı takdis ve haccı şükran borcun olsun… Çementepe’nin eski günleri hatırlatan toprakları, müebbeden susmuş olan o aziz şehitlerin ölürken okudukları şarkıyı kulaklarında ve vicdânmda daima tekrar edecektir. Ben bile bu satırları yazarken:

“- Pâytahtımız emin olsun, biz Çementepe’nin sermedi bekçileriyiz!..” diyen sesleri işitiyorum!..

 

Süleyman Nazif

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 242