Balkanlar - RumeliMakaleler

Arnavut sadrazamlarımız Arnavut vatandaşlarımız

D

resim

evlet-i Aliyye’de, sadrazamlık, yani Başbakanlık koltuğuna, 215 kişi oturdu. Bu 215 Sadrazamdan sadece 78’i Türktür. 35i Arnavut, 102’si ise başka ırklardandır. Peki neden 35 Arnavut sadrazam? Çünkü bugünkü Yugoslavya’nın Kosova bölgesi 1389 yılında Osmanlı hâkimiyetine geçti. Türkler Balkanlara uzandıkları zaman, iki büyük topluluk kendiliklerinden Müslüman oldu. Bunlar, Arnavutlar ve Boşnaklardır. 
Biz, Balkanlar’da 523 yıl hüküm sürdük. İnsanlar arasında adaletle hükmettik. Ve ne imparatorluk Türkiye’sinde ırkçı olduk; ne de Cumhuriyet Türkiye’sinde! Müslümanlığı kabul eden Arnavutlara da kardeşimiz gibi baktık, Boşnaklara da, Hırvatlara da, Sırplara da, Macarlara da, Polonyalılara da… Bu bakımdan imparatorluk Türkiye’sinde 35 Arnavuta Sadrazamlık mührünü teslim ettik. 
Balkan savaşlarından sonra, Anadolu’ya çekilen, daha doğrusu Türkiye’ye sürülen soydaşlarımız arasında, Arnavutlar ve Boşnaklar da vardı. Biz, Cumhuriyet devrinde de Arnavutlara ve Boşnaklara karşı kat’iyyen menfi bir tavır takınmadık. Devlet hizmetinde onlara büyük imkânlar tanıdık. Türkiye’de pekçok Arnavut asıllı devlet adamlarımız oldu. Meselâ: Abdülhalik Renda Arnavut asıllıydı. Siirt, Bitlis, Kastamonu, Konya, İzmir valiliklerinde bulundu. İçişleri Bakanlığı’nda, Ticaret Bakanlığı’nda müsteşar olarak çalıştı. İzmir’den milletvekili seçildi. Sırasıyla Maliye, Millî Müdafaa, Ticaret, Nafıa, Bahriye, Sıhhıye ve İktisat Bakanlığı yaptı. 1935 yılında TBMM Başkanlığı’na seçildi. On yıl kadar bu makamda oturdu. Atatürk öldüğü zaman bir ara Cumhurbaşkanı vekili olarak ta hizmet verdi. 
Cumhuriyet döneminde, Abdülhalik Renda’dan daha yüksek makamlara çıkmış Arnavut asıllı siyasîlerimiz vardır. 
Merhum Ekrem Hakkı Ayverdi’nin 1956 yılında, Vakıflar dergisinde çıkan bir yazısından anlıyoruz ki Devlet-i Aliye, 923 yıllık Balkan hakimiyetine, Yugoslavya topraklarında 3.500 cami ve mescid, 1500 mektep, 300 medrese, 400 tekke 1.000 çeşme yaptırmış. Bitti mi? Hayır! Ayrıca: 500 han, 200 hamam, 25 misafirhane, 50 türbe, 40 saat kulesi, 15 bedesten, 60 imaret, 40 kervansaray, 15 kütüphane, 1.000 sebil, 25 Darül Hadis, 100 köprü, 50 kale inşa etmiş. Peki ne olmuş bu eserler? Cevabını, tarihçi Yılmaz Öztuna’nın yazdığı “Osmanlı Devleti Tarihi isimli kitabının 2. cildinin 193-194. sahifelerinden okuyalım: “
Osmanlı mimarî eserleri, bugünki Yugoslavya sınırları içinde bulunanların % 90’ı, 1976’da tahrib edilmiş bulunuyordu. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya’dakilerin % 99’u, Macaristan’dakilerin % 99u, bugünki Türkiye sınırları içinde olanların % 40’ı kadarı tahrîb edilmiştir.”

Yavuz Bülent Bâkiler

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 19