MakalelerMedeniyetimiz

Allah Allah Deyip Geçti Genç Osman..

I

rak’ta Türkmenlerin en yoğun yaşadığı şehir, bilinenlerin aksine Bağdat’tır. İki buçuk milyonluk Bağdat’ta bir milyona yakın, Türkmen yaşar. Bu sebeple  Irak’ın kuzeyindeki halk oylamalarında Türkmenler ezici çoğunlukla parlamentoya bir türlü giremez. Çünkü Bağdat oylamanın dışında bırakılır.

Türkiye’nin bölge ile ilgili hafızasındaki “Genç Osman figürü” önemli bir şahsiyettir. Öyle sivri topuklu ayakkabı altında ezilmesi hayal bile edilemeyecek ve edilmemesi gereken örnek bir kişiliktir. Peki Genç Osman kimdir? Kimdir ki, adı sözüm ona ayaklar altında ezilmek şeklinde geçtiği için bu kadar kıyamet kopmaktadır?…

Osmanlı Devleti 17’nci yüzyılın başlarında eski güçlü günlerinin özlemiyle toparlanmaya başlar. IV. Murat gayretli bir sultandır, kanserleşmeye başlayan İran meselesine çekinmeden neşter atar.Tez günde Yeniçeriyi derler toparlar yola çıkar. Sadece Revan (Erivan’ı) almakla kalmaz (1635), Ahıska’yı da kurtarır, yörede sükuneti sağlar. Ancak Iran kuvvetleri Padişah İstanbul’a dönünce Bağdat’a girer, halkı kırıp geçirir. Mukaddes mekânlara saldırırlar.

Sağa sola ulaklar koşar, tellallar davul vurur “Duyduk duymadık demeyin” diye haykınrlar: “Sefere gönüllüler dahi katılaaa!” Bu çağrı büyük bir yankı bulur, mücahitler adlarını yazdırabilmek için kuyruk olurlar, ancaaak… Daha yüzünde ustura dolanmamış tüysüz diye nitelenen Genç Osman da orduya başvurur.

Henüz 15-16 yaşındadır, Bağdat’ta yapılan katliamları duyunca yemekten içmekten kesilir, uyku tutmaz olur henüz üç aylık evlidir. Hanım hanımcık bir eşi ve nur yüzlü bir anası vardır. Nitekim ağzını yüzünü poşularla örtüp karargâha gider ve adını yazdırır. Fakat Sultan Murat, bebek yüzlü bir yeni yetmenin gönüllü yazıldığını duyunca felaket kızar.  “Çağırın bre o söz dinlemezi!” deyince, huzura çıkarırlar.

Murat Han, “Sen cengi oyun mu sanırsın? Yiğit dediğin güçlü kuvvetli, boylu boslu olmalı, bıyığında tarak durmalı!” Osman, kaşla göz arasında kuşağından kemik tarağını çıkarır ve bir an dahi tereddüt duymadan üst dudağına saplar.

Tarağın dişlerinden sızan kan çenesinde toplanıp zemine damlar, koca otağda tek ses çınlar…Şıp… Şıp… Şıp! Sultan Murat ve hazirun donar kalırlar.

Genç Osman dediğin bir küçük uşak 
Beline bağlamış ibrişim kuşak
Askerin içinde birinci uşak 
Allah Allah deyip geçer Genç Osman!

Genç Osman, Bağdat önlerinde ölümüne çarpışır. Nihayet kırkıncı gün seher vakti ortalık karışmışta, savaş ortadadır. Delikanlı nasıl yaparsa  yapar, kaleye sızar. Vurulur, vurulur, vurulur… Okların sayısını dahi hatırlamaz, canını dişine katar ve kapıyı aralar.

Okla öldüremeyeceklerini anlayan düşman askerlerinden birisi, kılıç darbesiyle Osman’ın başını  koparır. Osman başını yerden alıp koltuğunu altına alır, diğer elinde tuttuğu kılıcıyla başını koparan düşman askerini de öldürür. Ve kapıyı açık tutar.

Düşman ordusu, öldüremediği bu başsız kahraman karşısında psikolojik olarak çökmüş ve kaçmaya başlamışta! Sultan IV Murat göz yaşlan içinde “Hücum!” emri verir! Bağdat işgalden kurtarılmıştır.

Of ooof!.. Bağdat’ın kapısını Genç Osman açtı 
Düşmanın cümlesi önünden kaçtı.
Kelle koltuğunda üç gün savaştı 
Allah Allah deyip geçti Genç Osman!

 Şehitlere serdar olan Genç Osman, halen Şirince Bağdat’taki (Türk şehitliğinde) yatmaktadır.

 

Alptekin Cevherli

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28