Kafkasya - KırımMakaleler

Ahıska Türkleri’nin Vatan Sevgisi

V

atan olmadan bir milletin ayakta durması mümkün değildir. Vatansız bir millet ezilmeğe, dağılmaya ve parçalanmaya mahkûmdur. Bir milletin var olması ve devam edebilmesi ancak vatana sahip olmakla mümkündür. İşte var olan vatanın korunması veya elden çıkmış vatana tekrar sahip olunabilmesi vatan sevgisiyle elde edilir.

Vatan sevgisi, sevgilerin en mukaddesidir. Efendimizin buyurduğu “Vatan sevgisi imandandır ” hadisinin bilinci altında olmak her Müslümanın vazifesidir. Vatan sevgisinin imandan olması hasebiyle, vatan uğrunda ne gerekirse yapabilecek aşka ve samimiyete ihtiyacımız vardır. Bu sevgi yalnızca söz ile değil icraatlarla gerçekleşir. Gecesini gündüzüne katarak aşkla şevkle vatan için mücadele edenle yalnızca sözde vatan sevgisine sahip olan hiçbir zaman aynı kefeye konulamaz. Vatanını seven kişi gerekirse onun uğrunda canını, malını ve her şeyini feda etmekten çekinmez.

Yıllarca sürgün hayatı yaşamaya mahkum edilen Ahıska Türklerinin, kalplerinden vatan sevgisinin silinip çıkarılmak istenmesine rağmen bu asla başarılamamıştır; çünkü Ahıska Türkleri yıllardır yurtlarından sürülmüş olmalarına rağmen daima bir gün vatanlarına dönecekleri umuduyla ve imanıyla yaşamışlardır. Vatan hasreti adeta burunlarında tütmüştür. Dünyanın neresinde olursa olsun kendi kimliklerini ve benliklerini asla kaybetmemişlerdir.

1944 yılında sürgün günlerinde niçin direnmeden veya tepki göstermeden sürüldüğümüze dair sorular birilerinin aklına gelebilir. O birilerine cevabımız şudur. Tarihte silah gücüyle yenilmeyen halklar, başka türlü oyun ve tuzaklara düşürülerek haince yenilir. Ahıska Türklerinin kolayca yurtlarından çıkarılmaları ve sürgüne gönderilmelerinin benim tespitlerime göre iki sebebi vardır: 

Birincisi, Ahıska Türklerini sürgün eden Stalin gaddarı, sürgünü halkın bütün gençleri İkinci Dünya Savaşında SSCB topraklarını Almanların işgalinden korurken gerçekleştirmiş ve bu sebeple yurtta hainlere karşı koyacak kimse bulunmamıştır. İkincisi, halkı yalan uyduruklarla bir aylığına buradan çıkarıldıklarını daha sonra tekrar döndüreceklerini söyleyerek çıkarmışlardır; yoksa tarih boyunca meydana gelen savaşlarda Ahıska Türklerinin Ahıska’yı savunmaları meşhurdur. Defalarca Ahıska’ya saldıranlar bozguna uğratılmışlardır. Maalesef 1828’de gerçekleşen son saldırı Ahıskalıların aleyhine sonuçlanmış ve Ahıska Ruslar tarafından işgal edilmiştir.

Ahıska Türklerinin vatanlarına ne denli bağlı oldukları hakkında yabancı yazar J. Baddeley, Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil adlı kitabında şu bilgileri aktarmaktadır:

“Kendi mahallî başkanları tarafından yönetilen Ahıskalılar, çok savaşçı ve korkusuz, kıpır kıpır insanlar olarak ün salmışlardır.”

“18 Ağustos 1828’de Rus ordusu Ahıska şehri önlerine geldi. Şehirden beş altı kilometre uzaktaki garnizon, Ruslarla iki gün süren kanlı çarpışmalar yaptı. Burada üstün gelen Rus kuvvetleri, Ahıska’yı kuşatmağa başladılar. Rusların gelmesini dört gözle bekleyen Yahudi ve Ermeni azınlığı saymazsak geriye kalan Müslüman halk, cesur ve savaşçı insanlardan oluşuyordu. Bunlar, kadınları da dâhil olmak üzere hayatlarını, evlerini ve mallarını sonuna kadar savunmaya kararlıydılar. Bu insanlar, Ruslara gülerek kendilerine olan güvenlerini şu biçimde açığa vuruyorlardı: 

“Siz gökteki Ay’ı Ahıska camisindeki hilâlden daha kolay sökebilirsiniz!”

“Ruslar, 27 Ağustos’ta sabaha karşı ânî bir hücuma geçtiler. Şehir toplarla dövüldü, çevredeki binalar ateşe verildi. Her tarafa yangın paçavraları atarak şehrin evlerini yakmağa başladılar. Genç-ihtiyar, çoluk-çocuk şehir halkı büyük bir cesaretle savaştılar. Kadınlar canlı olarak Rusların eline geçmektense yanan binalara dalarak canlı canlı yanmağı tercih ediyorlardı. Bir camide toplanan yüzlerce insan diri diri yakıldı. Rus askerleri bu kahramanca mücadeleyi sindiremiyor, ele geçirdikleri insanları çoluk çocuk demeden acımasızca öldürüyorlardı.”

Evet, yabancı yazarların bile kabullendikleri gibi cesur halkımız tarih boyunca vatanı için canlarını, mallarını ve her şeylerini hiç düşünmeden feda etmişlerdir. Tarihte adlarını altın harflerle yazdıran atalarımızın bize bıraktığı bu mukaddes vatan sevgisi mirasını ihanet etmeden sürdürmemiz gerekmektedir. Son zamanlarda, yıllardır vatanlarından mahrum olan Ahıska Türkleriyle ve yurda dönüşle ilgili olumlu gelişmeler meydana gelmektedir. Tabii ki bütün bunlar, halkımızın ve değerli başkanlarımızın vatan sevgisi aşklarından dolayı bıkmadan, usanmadan uzun uğraşları ve çabaları sonucunda elde edilmiştir. 

Bugün dünyanın dört bir yanında farklı kıtalarda, farklı milletlerle barış ve sevgi içinde yaşayan ve yaşamasını bilen halkımı Gürcistan’a; yani Gürcistan sınırları içinde olan Ahıska bölgesine dönmeğe ve tarih boyunca Gürcü kardeşlerimizle aramızda nifak tohumlarını ekmelerine rağmen barış ve esenlik içinde yaşadığımız gibi yine aynı biçimde yurdumuza dönerek yaşamağa davet ediyorum.

Bahadır Ali

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 28