SultanlarTürk Sultanları

Sultan Murad Han V

O

smanlı sultanlarının otuz üçüncü ve İslâm halîfelerinin doksan sekizincisi. Sultan Abdülmecîd Han’ın oğlu olup, 21 Eylül 1840’ta Şevkefzâ Kadın Efendi’den doğdu. Tahsilini özel olarak yapıp, Türkçe yazı ve inşâ, Arapça ve Farsça ile birlikte babasının tavsiyesi üzerine Fransızca öğrendi. 

Babasının 25 Haziran 1861’de vefâtından sonra Abdülazîz Han padişah olunca, velîaht oldu. Nezâketi, kibarlığı, çağına göre bilgisi ve yumuşak huyluluğu ile sevildi. Amcası Abdülazîz Han’ın 1863 Mısır ve 1867 Avrupa seyahatlerine katıldı. Bu gezilerde, davranışları ile Osmanlı hânedânının asaletini temsil ederek takdir topladı.

Velîahtlığı zamânında, Abdülazîz Han, Kurbağalıdere’deki köşkünü şehzâde Murâd’a tahsis etti. On beş senelik velîahtlığında zamânının çoğunu burada geçirmekle beraber; bâzan kış aylarında Dolmabahçe Sarayı’ndaki velîaht dâiresine geldiği gibi, bâzan da Bebek’teki Nisbetiye köşküne giderdi.

1867 senesinde, Osmanlı Türk kültür ve terbiyesiyle yetişmiş dirayetli, fevkalâde zekî, ileri görüşlü ve tedbirli kişi olan Abdülazîz Han’a istedikleri şeyi yaptıramayanlar ve çeşitli sebeplerle ona kin besleyen başta serasker Hüseyin Avni Paşa olmak üzere Midhat, Mütercim Rüşdî ve Kayserili Ahmed paşalar gizli toplantılar yaparak Padişah’ı tahttan indirmeye karar verdiler. 

Sultan Abdülazîz Han aleyhinde akla hayâle gelmedik yalanlar ve iftiralarla halkı Padişah’tan soğutmaya çalıştılar. Son zamanlarda devlet işlerinin kötü gidişinden kendileri ve Mahmûd Nedîm Paşa mesûl oldukları hâlde, bütün kabahati Abdülazîz Han’a yüklediler. Fakat Padişah’ı çok seven halk bu iftirâlara aldırış etmeyince;

“Abdülazîz Han’a sûikast düzenleneceğini, bunu önlemek için Dolmabahçe Sarayı’nın çepe çevre sarılacağını, bu şerefli işin de kendilerine düştüğünü” söyleyerek kandırdıkları donanma askeri ve harbiye öğrencileriyle sarayı çevirip Abdülazîz Han’ı tahttan indirerek velîaht Murâd’ı getirip bî’at ettiler.

Şuuru Bozuldu

Abdülazîz Han’ı tahttan indiren paşalar, yerine Beşinci Murâd’ı tahta geçirmekle, onun yumuşak huyluluğundan, kibarlık ve nezâketinden istifâde ederek devleti istedikleri gibi yöneteceklerini zannediyorlardı. Fakat tahttan indirilen amcasına karşı yapılan edebsizliklere çok üzülen ince ruhlu Sultan, saltanatının beşinci günü de yine Hüseyin Avni ve Kayserili Ahmed paşaların tertibiyle Abdülazîz Han’ın fecî şekilde şehîd edildiğini ve annesi Pertevniyâl Sultan’a hakaretler yapıldığını öğrenince, iyice sarsıldı ve bu felâket yolunun sonunu düşünmekden aklı bozuldu. 

Padişah’ın devlet işleriyle meşgul olacak şuura mâlik olmaması, Sadrâzam Mütercim Rüşdî Paşa’nın işine geliyordu. Kimseye hesap vermeden devleti yönetiyor, durmadan Kânûni esâsî’nin îlânını isteyen Midhat Paşa’ya böyle bir zamanda bunun sırası olmadığını söyleyerek kulak asmıyordu. Bu sırada başlayan SırpKaradağ muharebesi ve mâlî zorluklar, başsız kalan devletin büsbütün perişan olmasına sebeb oluyordu. Ulemâ arasında ise, şuuru yerinde olmayan bir padişahın ülkenin başında duramayacağına dâir sözler dolaşmaya başlamıştı.

Velîaht Abdülhamîd Efendi (İkinci Abdülhamîd Han), bu hâlleri dikkatle tâkib ediyor, devletin daha fazla başsız kalmaması için vükelâ ile görüşmeler yapıyordu. Nihayet vükelâ da Padişah’ın tahttan indirilmesi zaruretine inanınca, Murâd Han Şeyhülislâm Hayrullah Efendi’nin hal’ fetvasıyla saltanatının doksan üçüncü günü tahttan indirilip, yerine İkinci Abdülhamîd Han geçti.

Murâd Han, saltanattan hal’inden sonra ailesiyle beraber kendisine tahsis edilen Çırağan Sarayı’na yerleşti. Abdülhamîd Han’ın bizzat ilgilenip zamânın meşhur doktorlarını göndererek tedâvi ettirmesi üzerine bir müddet sonra tamamen iyileşti. Vefât edinceye kadar yirmi sekiz yıl ikâmet ettiği Çırağan Sarayı’nda vaktini, okumak ve torunlarını okutmakla geçiren Murâd Han, Abdülhamîd Han’ın nâzikâne hatır sormasını, dâima teşekkürle cevaplandırırdı. 

1905’te şiddetini arttıran şeker hastalığı bildirilince, Abdülhamîd Han doktor Ali Rızâ Paşa ile Etfal Hastahânesi başhekimi İbrâhim Paşa’yı tedâvisi için görevlendirdi. Fakat bütün uğraşmalara rağmen kurtarılamayarak 28 Ağustos 1905 Pazartesi gecesi vefât etti. Cenazesi hânedâna mahsus törenle kaldırılıp, Hidâyet Câmii’nde namazı kılınarak Yeni Câmii yanındaki Vâlide Sultan türbesinde, annesi Şevkefzâ Kadın Efendi’nin yanına defnedildi. Murad Han’ın, Selâhaddîn Efendi adlı bir şehzâdesinden başka; Hadîce, Fehîme, Fatma ve Âliye Sultan olmak üzere dört kız çocuğu vardı.

 

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 4