SultanlarTürk Sultanları

Sultan Murâd Han I (Hüdâvendigar)

O

smanlı padişahlarının üçüncüsü, velî ve ahî şeyhi. Orhan Gâzi’nin oğlu olup, Osman Gâzi’nin vefât ettiği ve Bursa’nın fethedildiği sene olan 1326’da Nîlüfer Hâtun’dan doğdu. Şehzâde Murâd, küçük yaştan îtibâren devrin âlimleri tarafından sağlam bir îtikâda, mükemmel bir bilgiye sâhib olması için tam bir ihtimamla yetiştirildi.

Bir müddet sonra Lala Şâhin Paşa’nın yanına verilip idâre ve harp bilgileri öğretildi. Bursa çevresinde sancak beyliğine tâyin edilip, tecrübe kazandırıldı. Ağabeyi Rumeli fâtihi velîaht şehzâde Süleymân Paşa’nın 1359 senesinde vefâtı üzerine velîaht tâyin edildi. Rumeli’deki ordunun kumandası kendisine verildi. Kısa bir müddet sonra da babasının vefâtı üzerine Bursa’ya davet edilip, otuz dört yaşında Osmanlı tahtına geçti (1360).

Eski târihlerin kayıtlarına göre Murâd Han; orta boylu, yuvarlak yüzlü, irice burunlu, boynu uzun, parmakları iri ve enli, sakalı sık değil, cesur, disiplinde babasından daha sert, hiddetli, harekâtında süratli bir hükümdardı. Halkı ve askeri tarafından çok sevilip, “Sultân-ül- Guzât vel – Mücâhidîn, Melik-ül-Meşâyih, Gıyâsüd Dünyâ ved- Dîn, Şihâbüddîn, Gâzi, Hünkâr, Hüdâvendigâr, Leys-ül-İslâm, Ebü’l Feth, Giyâsül Müslimîn, Es- Sultân-ül- Adl, Sultân-ı Muazzam” gibi lakablar verildi.

Yirmi dokuz sene süren hükümdarlığı zamânında zaferden zafere koşmuş ve hepsinde muvaffak olarak mağlûbiyet yüzü görmemişti. Babasından bir beylik olarak devraldığı devleti imparatorluk hâline getirmiştir. Gibbons’un da pek güzel tarif ettiği gibi Osman Gâzi etrafına bir ırk toplamış, Orhan Gâzi bir devlet vücûda getirmiş, fakat imparatorluğu Murâdı Hüdâvendigâr kurmuştur.

Zamânındaki hâdiseler ve bunlara karşı takındığı tavırlar dikkatle incelendiğinde, azîm, irâde, vakar ve ciddiyet sahibi olan Murâd Han; din farkı gözetmeksizin tebeasına karşı çok şefkatli ve merhametli idi. Samîmi şahsiyeti ile içte ve dışta sevgi ve saygı uyandırmış büyük bir Türk hükümdârı idi. Kendi gayretleri yanında, Çandarlı Halil Hayreddîn ve onun oğlu Ali paşalar gibi iki şahsın gayret ve faaliyetleri ile hukûkî, mâlî, askerî sahalarda esaslı teşkilât kurarak, devleti aşîret hâlinden kudretli bir devlet hâline getirmişti.

Murâd Han, en tehlikeli zamanlarda bile îtidâlini muhafaza eder, ne sûretle hareket edeceğini bilir ve vereceği kararı mutlak sûrette tecrübeli beyleriyle müzâkere ettikten sonra verirdi. Kendi mütâlâasına aykırı mütâlaaların isâbetini takdir edince onu kabul eder, îtirazlara ehemmiyet verir ve dinlerdi. Bu hâli, başarılarında çok etkili olmuştur.

Ağabeyi Süleymân Paşa’nın başlattığı Rumeli fütuhatını büyük bir siyâsî dehâ ile kısa zamanda geliştirdi. Anadolu’daki Türkmen aşîretlerini fethettiği bölgelere yerleştirerek, bölgede Türk nüfûsunun çoğunluğu ele geçirmesini sağladı. Bu göçler sayesindedir ki, Osmanlı Türkleri fütuhatı Viyana önlerine kadar ilerleyerek, Rumeli’de Osmanlı Devleti beş yüz yıl hâkimiyetini devam ettirdi.

Anadolu beylikleriyle de kısmen akrabalık bağları, kısmen de Karamanoğulları örneğinde olduğu gibi, zorla hâkimiyet kurarak, bu beyliklerin potansiyel askerî güçlerini Balkan fütuhatında geniş şekilde kullandı.

Fethedilen yerlerde îmâr faaliyetlerine de önem veren Murâd Han, hükümet merkezini Bursa’dan Edirne’ye taşıyarak, yeni fethetmiş olduğu Edirne’yi, yaptırdığı câmi, medrese, han, hamam, saray gibi eserlerle Türkİslâm beldesi hâline getirdi. Memleketin çeşitli yerlerini hayır eserleri ile donattı.

9 Ağustos 1389 sabahı başlayan ve Osmanlı Devleti’nin ilk defa top kullandığı, sekiz saat süren şiddetli bir meydan savaşından sonra, müttefik ordusu hemen hemen tamamen imha edildi. Müttefiklerin mağrur komutanı Lazar da ölüler arasındaydı.

Muharebenin sonuna doğru artık zafer tamamen belli olunca, Murâd Han, zaferin şükrânesi olarak muharebe sahasını gezdiği şırada, bir şey söylemek isteğiyle yanına sokulan yaralı Sırp azilzâdesi Lazar’ın dâmâdı Miloş Obiliç tarafından hançerle kalbinden vurularak şehîd edildi. Cenâzesi Bursa’ya getirilip Çekirge semtinde bulunan Murâdı Hüdâvendigâr Câmii karşısındaki türbesine defnedildi. Şehîd edildiği yere Meşhedi Hüdâvendigâr ismiyle meşhur bir makam yaptırıldı.

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 4