Sultan Abdülhamid HanSultanlar

Sultan Abdülhamid Han’ın Fazilet Mirası: Darülaceze

İ

resim

stanbul’a ve Osmanlı Devleti’nin farklı coğrafyalarına birçok eser kazandıran Sultan İkinci  Abdülhamid, Acizler evi anlamına gelen Darülaceze’yi, 1895 yılında yayınladığı bir ferman ile Okmeydanı’nda 27.000 metrekarelik bir alan üzerine inşa ettirmiştir. 
Padişah, Darülaceze’nin kuruluş masraflarını karşılamak üzere 7.000 altın lira kıymetindeki eşyasını  hediye etmiş ayrıca 10.000 altın lira da vererek destekte bulunmuştur. Halil Rıfat Paşa da evindeki  bazı kıymetli eşyaları satarak müessesenin kuruluşuna yardım etmiştir. Böylelikle temin edilen inşaat parası ile 6 Ekim 1892 tarihinde 21 koyun kesilerek Darülaceze’nin temeli atılmış ve Sultan  Abdülhamid’in cülusunun sene-i devriyesi olan 31 Ağustos 1895 tarihinde binaların inşaatı ikmal  edilerek fotoğraflardan müteşekkil olan bir albümle birlikte anahtarları Sultan Abdülhamid’e  Sadrazam Halil Rıfat Paşa tarafından teslim edilmiştir. Darülaceze’nin açılış resmi küşadı 31 Ocak 1896 tarihinde yapılmıştır. 
Darülaceze’nin inşaatı devam ederken açılıştan sonra uygulanmak üzere 1895’te bir nizamnâme hazırlandı. On maddeden oluşan nizamnâmeye göre kimsesiz sakatlarla geçimini sağlayamayan kimseler Darülaceze’ye kabul edilecekti. Erkek ve kadınlar ayrı ayrı koğuşlarda kalacak, bunlar mensup oldukları dine göre eğitim görecek ve bakımlarına itina edilecekti. 
Ayrıca biri erkeklere, diğeri kadınlara ait olmak üzere iki hastane yaptırılacaktı. Darülaceze’nin idaresi, Dahiliye Nezâreti’nce seçilerek sadârete bildirilen ve sadrazam tarafından padişaha arz edildikten sonra iradesi alınmak suretiyle tayin edilecek bir heyete verilecekti. 
Fahri olarak çalışacak bu yedi kişilik heyette şehremâneti, şeyhülislâmlık ve Evkaf Nâzırlığı memurları arasından seçilecek birer kişiyle Rum, Ermeni, Katolik ve Musevi cemaatleri tarafından uygun görülecek kimseler bulunacaktı. Heyetin görevleri Darülaceze’nin iç tüzüğü ile belirlenecekti. Nizamnâmede Darülaceze’nin gelir kaynakları da sayılıyordu. 
Bunlar gramajı düşük olduğu için belediyelerce el konulmuş ekmeklerin bedeli, tiyatro biletlerine eklenecek 20’şer ve 40’ar paralık pulların sağlayacağı gelir, mabet kapılarına konulan yardım sandıklarından elde edilecek paralar, halkın bağışları, verilen imtiyazlardan alınacak paralar ve idare heyetinin bulacağı Bâbıâli’ce uygun görülecek diğer kaynaklar. Nizamnâme Dahiliye Nezâreti tarafından uygulanacaktı. 
Yine 1895 yılında çıkarılan Darülaceze’nin iç tüzüğünde ise bu kurumun teşkilatı, çalışma şekli, kabul şartları ve uygulanacak cezalar belirlenmektedir. Yirmi dört maddeden oluşan iç tüzüğe göre Darülaceze’nin bir müdürü ve müdür muavini, muhasebecisi ve yardımcısı, başkâtibi, bir katibi, bir imamla bir müezzini, Katolik, Ortodoks ve Gregoryen mezhebinden üç papaz, bir haham, müslim ve gayri müslim çocukları okutmak için iki ayrı öğretmen, çeşitli sanatları öğretecek yeteri kadar usta, kadın ve erkekler için iki baş hademe bulunacaktı.
 
Darülaceze içindeki hastaneler için bir başhekim, iki hekim, iki cerrah, iki eczacı, bir hastalar ağası ile koğuşlar, hastaneler ve diğer daireler için lüzumu kadar hademe bulunacaktı. Üst yöneticiler Dahiliye Nezâreti’nce seçilerek sadrazamlığa bildirilecek, uygun görülürse padişaha arz edilerek iradesi çıktıktan sonra tayinleri yapılacaktı. 
Darülaceze’ye kabul şartları da tüzükte belirtilmişti. Kimsesiz ve sakat vatandaşlar sokaklardan incitilmeden zabıtaca toplanacak, bulaşıcı hastalığı olanlar ayrı koğuşlara alınacak, hasta olmayanlar yıkanıp giydirildikten sonra koğuşlara konulacak, cüzzamlılar ve deliler ise kabul edilmeyecekti. 
Darülaceze’ye alınanlar için kadın ve erkeklere mahsus ayrı ayrı imalâthaneler kurulacak, çalışma gücü olanların burada ürettikleri mallar sergilerde ve ramazan ayında Beyazıt Camii avlusunda satılacak, elde edilen paranın üçte biri Darülaceze’ye gelir kaydedilecek, üçte ikisi sanatkârlar arasında paylaştırılacaktı. Hiç kimse izin almadan dışarıya çıkamayacak, yakınlarıyla görüşme izne bağlı olacaktı.
İstanbul’daki dilencileri, sokaklarda başıboş gezen kimsesiz çocukları, cami avlusunda yatan kimsesiz ve aileleri bir araya toplayıp ıslah ederek sanat sahibi yapmak, kimsesiz alillerin son ömürlerini huzur içinde geçirtmek maksadıyla II Abdülhamid Han Darülaceze’yi yaptırmıştır. 
Üç Dinin Mabedi Var
Darülaceze Müessesesi; Bir idare binası, sekiz aceze dairesi, çocuk yuvası, revir ve hastane, cami, kilise, sinagog, iş ocakları, aş ocağı, fırın, hamam, çamaşırhane, gasilhane, berberhane, hemşire ve bakıcılar için personel lojmanları, rehabilitasyon merkezi, hayvan kesimhanesi, demirbaş eşya deposu, kuru gıda ambarı, yaş sebze ve meyve muhafaza deposu, buzhane gibi üniteleri içine alan 20 binadan oluşmaktadır. 
Darülaceze Müessesesi 120 yıldır aralıksız bir şekilde kuruluş amacına uygun olarak din, mezhep, dil, ırk, sınıf ve cinsiyet farkı gözetmeksizin bakıma muhtaç kimsesiz, yaşlı ve sakat insanlarla, sokağa  terkedilmiş 0-6 yaş arası çocuklar ücretsiz olarak, her türlü ihtiyaçları karşılanarak barındırılmaktadır. 
İslam medeniyetini, insan başta olmak üzere her canlı üzerinde tesis eden Osmanlı Devleti’nde, kendi işini kendisi göremeyen ve çeşitli hastalıklara müptela insanlara; “Muhterem Acizler” diye hitap edilmiştir. İşte bu hitabın gereklerini yerine getirme adına, tahttan indirildiği güne kadar milleti ve devleti için mesaisine ara vermeyen Cennet mek’an Sultan II. Abdülhamid Han’ı rahmet ve minnetle anıyoruz…

Selman Keklik

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 4