TarihTürkiye’deki Türk Dünyası

Şeyh Seyyid Süleyman Efendi

G

üney Türkistan’da Kunduz
şehrinin Hankah kasabasında doğdu.

Şeyh Seyyid Süleymân Belhî
hazretleri, tahsilini Bedehşân’da tamamlamıştır. Belh’deki fitne (İngilizler’in
Afgânistân’ı işgâli ve sonrasındaki taht kavgaları) zamânında üç yüz kadar
talebesiyle ve âilesiyle hicret etmiştir. Bu hicretin başladığı senede, büyük
oğlu Seyyid Abdülkâdir Efendi, dört yaşındadır. Mâverâünnehr’den Îrân’a geçmişler,
sonra Meşhed yolu ve Bağdâd’a ulaşmışlar ve mübârek yerleri ziyâret
etmişlerdir. Buradan da Urfa üzerinden Konya’ya geçmişlerdir. Bu hicretleri,
Konya’ya kadar on sene sürmüştür.

Konya’dan Bursa’ya hicret ettikleri
günlerde, Sultân Abdülazîz Hân, Seyh Seyyid Süleymân Efendi’yi İstanbul’a da’vet
etmiş; İstanbul’da iken kendilerine hürmet edilmesine dâ’ir fermân göndererek
günlük 2.800 Kurûş tahsis etmiş, hergün sarây mutfağından yemek göndermiştir. Akserây’da,
Yûsufpaşa semtinde Hâşim Ağa Konağı’nı bunlara tahsis etmiştir. Bir buçuk sene
burada kalmışlar. Hicrî 1284’de (1877) Hicâz-ı Şerîf’e gitmeye karâr vermişler.
Devlet tarafından yol ve sâ’ir masrafları hâzırlandığı zamânda Seyyid Muhammed
Murâd-ı Buhârî Dergâhı Şeyhliği’ne ta’yîn edilmesi dolayısıyle, bu
seyâhatlerini ertelemiştir.

Şeyh Seyyid Süleymân-ı Belhî
Hazretleri’nin bu derâha şeyh olarak ta’yini şöyle olmuştur: Şeyh Murâd-ı
Buhârî Dergâhı Şeyhi Feyzullâh Efendi merhum, aynı zamânda Meclis-i Meşâyih Re’îsi
idi. Zamânın şeyhleri, Seyyid Süleymân-ı Belhî Efendi’nin yüksekhâllerini ve
kemâllerini takdir ettiklerinden, kendisinden gerek Şeyh Murâd Dergâhı Şeyhliği’ni
ve gerekse Meclis-i Meşâyih Re’isliği’ni kabul etmesini ricâ etmişlerdi.

Şeyh Süleymân efendi, bu iki
makâmdan yalnızca Şeyh Murâd-ı Buhârî Dergâhı Şeyhliği’ni kabul ederek, bu
dergâhda dokuz seneden çok şeyhlik makâmında bulunmuş ve Hicrî 6 Şa’bân-ı Şerîf
1294 Perşembe Günü (16 Ağustos 1877) vefât etmiş; Şeyh Murâd-ı Buhârî Dergâhı’nın
hazîresine defn edilmiştir.

Şöhretten çok sakınır gönül ehli
bir kimseydi. Zamânın birçok âlimi, kendisinden Tefsîr-i Şerîf ve Hadîs-i Şerîf
okumuşlardır. “Yenâbî’u’l-Mevedde”, “İ’câzü’l-Kur’ân”,
“Muşriku’l-Ekvân”, Gıbtatü’l-Emân”
isimli eserleri ve Arabça, Farsça,
Çağatây Türkçesi’yle yazdıkları pek kıymeti, pek fasih ve beliğ şi’irleri
vardır bunlardan yalnızca Arapça “Yenâbî’ul’l-Mevedde”
matba’ada basılmıştır. Diğerleri yazma nüshalar hâlindedir. 

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 7