Muhteşem MimarimizTarih

Mostar Köprüsü

G

ünümüzde Osmanlı coğrafyasındaki camiler gibi köprülerde muhteşem Osmanlı-Türk kültür ve medeniyetinin ayakta kalan en güzel nümuneleridir.

Bu tarihi köprülerden birisi de Bosna’da Neretva nehri üzerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Hayrattin’in yaptığı Mostar köprüsüdür. Adı bütün dünyada mazlum bir güzelliği çağrıştıran Mostar köprüsü başlı başına bir estetik ve harika olarak hafızalarda yer etmiştir. Hiçbir köprü silüeti onun kadar hayranlık uyandırmamış, hiçbir köprü ismi onun kadar bir medeniyetle ve yüzlerce yıllık tarihi ile özdeşmemiştir. Bu köprü varlığıyla o topraklarda geçen 6 asırlık Osmanlı dönemine şahitlik etmektedir.

Evliya Çelebi onu bir gök kuşağına benzetip “ Kavs-i Kuza” demiştir; Aşık Çelebi ise “ Kudret Kemeri” demiştir.

Onu övmek ve ona en uygun benzetmeyi yapabilmek için yazarlar, şairler birbiri ile yarışmışlardır. Birine taştan dondurulmuş hilali, bir başkasına ulaşılmaz gök kubbeyi, hiç birşey ile ölçülemez sanat dehasını çağrıştırmıştır.

Bu köprü 12 metre tek kemeriyle İslamın tevhid inancını sembolize eder.

9 Kasım 1973 tarihinde Hırvat topluluğunun açtığı ateşle Mostar Köprüsü’nün Neratva Nehri sularına gömülüşü, Balkanları kan gölüne çeviren savaşın çirkin yüzünü bütün açıklığı ile ortaya koyuyordu. Savaşın insanlık için ne büyük bir felaket olduğu köprünün yıkılışını gösteren görüntülerle insanların zihnine kazındı.

İşin teselli veren yanı şu oldu ki Mostar Köprüsü’nün bir çocuk masumiyetiyle vurulup suya gark oluşu, binlerce insanın öldürülüşünden daha büyük bir infial meydana getirdi.

Savaşın bitişinden sonra köprünün yeniden inşası gündeme geldi. Çeşitli kuruluşlar el ele verdi ve köprünün suya düşen parçaları çıkartılarak aslına tam anlamıyla uygun bir şekilde inşa edildi.

Köprünün yeniden inşasında Türk mimarlar görev aldılar. Bu hususta Şener Mete’nin yazmış olduğu nefis bir şiiri aşağıya alıyoruz.

Hayrettin’in Neratvası

O uzaklardan çağıldardı
Yaz sabahlarında serin
Kış akşamlarında dondurucuydu.
Zaman akardı
Mevsimler geçer,
Yıllar yılları kovalardı.
Kâh içimizden 
Kâh gözümüzün önünden
Akarda akardı…
Yemyeşil ormanların billur kokusunu alır
Bir uçtan bir uca
Letâfet salardı.

Neratva, bir yeşil göl
Neratva, orman kokusu
Neratva…bir aşk rüzgarı.

Hüzünlüydü çok zamandır
Kolyesini çekip almış,
Paramparça yapmışlar da
İlan-ı alem etmişlerdi.

Bir gün bir başka hilâl,
Yanında yıldız…
Çıkageldi.
Hayrettin’in torunları bir baktılar aya
Bir Neratva’ya…
Tam tamına uğraşıverdiler
İki yıl üç ayda,
Bitirdi zanaatkârlar
Kavs-ı guzahı…
Taktılar Neratvanın boyuna
Altın taştan hilâli
Ercan’ı, Burhan’ı Tolga’sı*
Çağıldı Fatih’in tuğrası…
Durdu Neratva;
Yavaş yavaş takıldı hatırası.
Parlattı hilâl yeşil suları
Ve o gecenin hakikati
Sema sevinçten döktü damlaları…

Neratva, bir yeşil göl
Neratva, billur orman kokusu
Neratva, bir aşkın rüzgarı
Çağılda da çağılda…

* Ercan, Burhan, Tolga: Yeni Mostar Köprüsü mimarları.

Kaynak: Mostar

 

 

 

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 7