Kültür

İngilizler’in İslam Düşmanlığı

* Abdurreşid İbrahim

İngiltere, dünyanın en büyük bir devleti olduğu cihetle zahiren hiçbir şeyden korku ve endişesi hemen hemen yok gibidir; İngilizlerin yalnız korktukları bir şey var ise o da, İslâmiyet’tir. Evet İslâmiyet’tir.

 

Hakikaten böyle bir sözün değerli okuyucuların garibine gideceği şüphesizdir ve belki de birçok adamların gülecekleri de gelir ve hakir de görebilirler, fakat biraz düşünülürse yine bu böyledir. İngilizlerin dünyada koktukları bir şey var ise (o da) İslâmiyet’tir.

 

Şu şimdiki asrın ahvalinin cereyanını nazar-ı itibara alıp da, İngiltere devletinden başka devletlerin takip etmekte oldukları siyasetleri tetkik edecek olursak görebiliriz ki, her devlet kendi mevkiini muhafaza etmekle beraber, Doğu’dan bir külah kapmak teşebbüsünde ellerinden geldiği kadar çalışırlar, çareler arar ve fırsat gözetir, lazım gelen tedbirlerde kusur etmezler, pek ileri gidenleri istilacı bir yol takip eder ve gözü aç olanları gösteriler ile daima Doğu’yu bunaltmakta da tereddüt etmezler, böyle iken bunlar hep oldukça meşru bir yol takip ederek maksatlarına hizmet ederler.

 

İngilizler ise meşru yollarla iktifa etmeyip ayrıca gizli desiseler ile biçare Müslümanların ahlâkını ifsat ve birliklerini bozup parçalamaya çalışırlar. Nerede Müslümanlardan bir hayat eseri hissolunursa hemen oraya İngiltere hükümeti el uzatır, her ne gibi desise ve şeytanlık lazım ise hemen sebeplerine teşebbüs eder ve İslâmiyet nokta-i nazarından hususi fikre sahip olanları ortalıktan kaldırmak icap ederse, onun da çaresini bulur.

 

Her ne suretle olursa olsun İslâmiyet hissini uyandırabilecek kuvvetleri mahvetmek hususunda hiçbir vakit ihmal göstermez, zannederim İngiltere’nin müstemleke siyasetini takip edenler, bizim fikrimize burada tamamıyla iştirak ederler.

 

Eskiden beri İslâm hilafetinin bir an evvel ortalıktan kaldırılması için İngilizler her zaman en büyük fedakârlıklarda bulunmuşlardır. Hatta Kırım muharebesinde dahi İngilizlerin Türklere arka çıkmasının yine Türkiye’nin mahvı için bir desise olduğunu Paris antlaşmasını layıkıyla inceleyenler inkar etmezler.

 

Ve o zamandan bu zamana kadar Türkiye’nin başına gelen felaketlerin zâhiri nereden gelirse gelsin, hakikati ve esası yine İngilizlerden gelmiş olduğu az bir araştırma ile açığa çıkar. Fakat her ne sebebe dayalı ise Türkler de aksine İngilizlere hürmet ederler, mühim siyasi meselelerde yine İngilizlere itimat ederler. Halbuki İngiltere devleti kendisi için tayin etmiş olduğu hayat programını İslâmiyet’in mahvına yöneltmiş, hatta kendi hayatını daima Müslümanların felaketinde arar.

 

Ben bu hususta yalnız İngiltere müstemleke kanunlarına daha doğrusu İngilizlerin müstemlekelerinde takip etmekte oldukları siyasete biraz vakıf olmak, bu hakikati itirafa kifayet eder zannındayım. Bilhassa Türkiye hakkında beslemekte olduğu siyaset de incelenirse aynı hakikati göstereceğinde şüphe olunamaz.

 

İngilizlerin böyle bir siyaset takip etmelerinin yegane sebebi, İslâmiyet’ten korkmasıdır.

 

İngilizleri tamamıyla tehdit eden birşey var ise o da İslâmiyet ve İslam birliği meselesidir. Yani Müslümanlar hakiki iman ile mü’min olurlar “İla-yı kelimetullah” için “Hilafet” makamına biat ederek kamil iman ile meydana çıkacak olurlarsa kurye-i arzda en evvel çökmeye mahkum olan devlet yine İngiltere devleti olur.

 

Zira İngiltere devleti yalnız müstemleke siyasetinde yaşayan ve bütün geliri müstemlekelerinden gelen bir devlettir, müstemlekelerin ahalisi ise, yarı yarıya Müslümandır denilebilir. Müslümanlar kâmil iman ile mü’min olurlar da Allah’ın ipine sarılmak niyetiyle yalnız İngiltere mallarına boykot ilan ederlerse İngilizlerin iflasını ilan etmeleri için kâfidir.

 

Ben İngilizlerin İslâmiyete bakışlarını bu kadar bir tasvir ile iktifa ederim. Hakikaten İngilizler kendileri de bu halleri pek iyi bildiklerinden ve Hindistan Müslümanlarının istikbalde iğfal ve ikna edilmesi için çare olmak üzere, Emir Ali(1) gibi şöhret-perest vicdanları alet edinerek o cihetleri kapatmak çarelerini düşünürler. Fazla olarak Mısır azizini de kendi siyasetine kurban etmek ve başka pek çok ulema kisvesinde olan mağrur sefihleri para kuvvetiyle elde etmek cihetlerini de temin etmiş ise de, yine çare bulamayacaklarını İngilizler tamamıyla anlamışlardır.

 

İşte bu kere de “Hilafet merkezi”nin(2) münakaşasız ortalıktan kaldırılabilmesinin mümkün olup olmadığını, Balkan muharebesine meydan vermekle tecrübe etmişlerdir. Bu mesele dahi en büyük taşları bizim üzerimize yuvarlayan İngilizlerdir.


Sözün özü İngilizler İslâmiyet’in can düşmanıdır!…

 

(1)-Hindistanlı Modernist, Batıcı Şii Yazar

(2)-İstanbul

 

* * *

Bu metin, kıymetli Türkistan Birliği okuyucuları için şâyân-ı tavsiye telakki edildiğinden Türk Alemiyiz websayfasından iktibas edilerek nazar-ı dikkatinize takdim edilmiştir. Muhtevası ve paylaştığı fikirler tamamen yazarına aittir.

 

 

 

 

 

 

 

 

İlgili Gönderiler

1 / 2