Sultan Abdülhamid HanSultanlar

II. Abdülhamid ve Dünya

Y

resim

ıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde kurulan Sultan II. Abdülhamid Uygulama ve Araştırma Merkezi dört ciltlik muazzam bir eseri ilim dünyamızın hizmetine sundu. Yıldız Sarayı fotoğraf koleksiyonu üzerinden Osmanlı Devleti’nin ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere ile olan münasebetlerini görsel bir şölen eşliğinde anlatan eser, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, UNESCO Türkiye Millî Komisyonu başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşların katkılarıyla hazırlanmış.
Şehzadeliği döneminde 1867’de amcası Sultan Abdülaziz ile Avrupa seyahatine çıkan Sultan II. Abdülhamid, Fransa ve İngiltere’deki resmî programlara heyetle beraber iştirak etmiş, yolculuk esnasında Avusturya ve Prusya’ya da uğramıştı. 33 yıllık saltanatı müddetince bir daha yurt dışına gitmedi. Fakat başta Düvel-i Muazzama olarak tabir edilen büyük devletlerdekiler olmak üzere, dünyadaki gelişmelerle yakından alakadar oldu.
Sultan II. Abdülhamid’in 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan sonra şekillenen çok yönlü dış politikasının üç temel hedefi bulunmaktaydı:
-Avrupa’nın büyük devletleriyle bir savaşa girmemek. Bu devletler arasındaki ihtilaflardan mümkün mertebe istifade etmek.
-Halife unvanını dış siyasette kullanarak, sadece Osmanlı topraklarındaki değil, dünyanın her yerindeki Müslümanlarla Osmanlı Devleti arasındaki manevi bağı güçlendirmek.
-Osmanlı’nın yakın çevresindeki “hasımlarını” dış dairedeki “ortaklarla” dengelemeye gayret etmek.
Sultan’ın birinci hedefine ulaşmada büyük zorluklarla karşılaştığını söyleyebiliriz. Rusya’nın 1878’de Kars, Ardahan ve Batum’u, Avusturya-Macaristan’ın 1878’de Bosna’yı, Fransa’nın 1881’de Tunus’u, İngiltere’nin 1878’de Kıbrıs’ı ve 1882’de Mısır’ı işgalleri Osmanlı Devleti’ne büyük zarar vermişti. 
Sultan, Rusya, Fransa ve İngiltere gibi büyük devletlerin Osmanlı’ya dair planlarını Avrupa’da yükselmekte olan bir başka büyük devlet olan Almanya ile yakınlaşarak boşa çıkarmaya çalışıyordu. Ama bunu yaparken de, yeri geldiğinde İngiltere veya Fransa ile iş birlikleri yapmaktan da kaçınmıyordu.
Diğer yandan İslam Birliği hedefi çerçevesinde attığı adımlar Sultan II. Abdülhamid’in Halife unvanıyla Filipinler’den, Güney Afrika’ya Hindistan’dan Endonezya’ya tüm dünya Müslümanlarınca tanınmasını temin etti. Çok uzak yerlerde bile camiler ve okullar açtırdı. Müslümanların sömürge karşıtı hareketlerini destekledi. Sultan’ın bu siyaseti o kadar etkiliydi ki, 1860’larda yükselişe geçen Arap milliyetçiliği, 1908’e kadar sürecek olan bir sükût dönemine girdi. Rusya ve İngiltere kendi topraklarındaki Müslümanların bu siyasetten etkilenmesini önlemek için tedbirler almak zorunda kaldı.
Son olarak, II. Abdülhamid, uzakta bulunan ama uluslararası alanda yükselişe geçen iki ülke olan ABD ve Japonya’ya özel bir ilgi gösterdi. Ertuğrul gemisinin başarılı fakat hazin bir sonla biten Japonya ziyaretini bilmeyen yoktur. Sultan, ABD ile temasları da sıkılaştırmak ve böylece gerektiğinde Osmanlının bu ülkeden askerî ve ekonomik destek alabilmesini istiyordu. Ermeni meselesi ve misyonerlerin Osmanlı topraklarındaki faaliyetleri, münasebetlerin istenilen seviyeye çıkmasına mâni oldu.
Yazının başında bahsettiğim eser, Sultan II. Abdülhamid’in dünyanın önde gelen ülkeleriyle münasebetlerini şekillendirirken dönemin en önemli iletişim aracı olan fotoğrafları nasıl kullandığını gözler önüne seriyor. 
Sultan’ın başka ülkelerin yöneticileriyle sıcak ilişkiler kurmak ve Osmanlı hakkındaki menfi propagandayı bertaraf etmek için imparatorluğun dört bir yanında çekilen fotoğraflardan albümler yaparak bunları muhataplarına yolladığını görüyoruz. 
Diğer yandan yabancı ülkelerden fotoğraf albümleri getirterek, bazen de bizzat o ülkelerin yöneticilerinden bunları talep ederek, söz konusu ülkelerin sosyal, ekonomik, askerî ve teknolojik durumunu görmeye çalışıyordu. Yurt dışına vazifeli giden Osmanlı heyetlerinde bulunan fotoğrafçıların hazırladığı albümler de, dönüşlerinde bizzat Sultan’a sunuluyordu. Mesela 1898’de ABD’ye giden Osmanlı askerî heyetinin fotoğrafçısının çektiği resimler o esnada İspanya ile savaşan ABD’nin askerî gücü hakkında da önemli ipuçları içeriyordu.

Prof. Dr. Çağrı Erhan

Kaynak

İlgili Gönderiler

1 / 4